--> MUHACİRİN SİTESİ"Bütün hakları saklıdır.İktibas edilen yazılar,resimler ve kopyalar uyarıldığında derhal silinir. Düzenleyen:M.H.



Bugün:
Ana Sayfa || E-Mail
>

***Balkan suyu içmişler***

SELAM OLSUN ECDADIMIN DOĞDUĞU TOPRAKLARA...GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN ,GELECEĞİNİ BİLEMEZ. Bizlerde atalarimiz Rumeli Turklerini daha iyi tanimak icin çıktığımız yolculukta sizleri de yanimizda gormekten mutlu olacağız... M.H.

« Önceki | Sonraki »

30/8/2009

Son Mübadiller veda ederken..

Son Mübadiller veda ederken..PDFYazdıre-Posta
Akın Üner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 29 Ekim 2008 12:59
Geçtiğimiz hafta içinde, “bizi biz yapan” değerlerden birisi daha sessiz sedasız aramızdan ayrıldı. Birçoğumuzun, neyi kaybettiğimizden bile haberi olmadı.

Ayşe ARAL, tam doksan beş yaşındaydı. Dünyaya geldiği yıllarda “Avrupa Türkiyesi” henüz yeni kaybedilmişti. Osmanlı Devletinin Balkan harbini yitirmesinin üzerinden sadece birkaç ay geçmiş, bir zamanların aziz vatan toprakları olan Selanik, Üsküp, Manastır ve Kavala gibi vilayetler birer birer elden çıkmıştı.

Minik Ayşe Bebeğin doğduğu Olcak Köyü de kısa bir süre önce Bulgar askerlerince istila edilmiş, Rodop Dağlarında altı yüzyıldır püfür püfür esen özgürlük rüzgârları dinivermişti.

Ayşe’nin köyü, dimdik bir yamaca kurulmuştu. Evler sırtını kayalık bir ormana vermiş, yüzlerini de Rodopların nefes kesen manzarasına çevirmişti. Köyün bulunduğu yamaç öylesine dikti ki komşular birbirlerine taşlara oydukları merdivenli yollardan gidip geliyorlardı.

Ayşecik, henüz konuşmaya yeni başlamıştı ki Cihan Harbi patladı. Ölüm korkusu ve fakirlik yapışmıştı Sarışabanla Drama arasındaki dağ köylerine. Olcak’a bir gün Bulgarlar zulmediyordu, sonraki gün eşkıyalar… Tam eşkıyalar gitti diye sevinirlerken bu defa da Yunan askerleri dayanıveriyorlardı kapılarına…

Küçük Ayşe’nin mazlum ailesi, 1923’ün bahar aylarında öğrendi “mübadele” edileceklerini. Önce evlerini Anadolu’dan gelen Rum göçmenlere açmak zorunda kaldılar. Kışın keskin soğuğunda dilleri ve inançlarını hiç bilmedikleri yabancı bir aile ile korkunç bir sefaleti aylarca paylaştılar.

OLCAK’TAN ANDİRYA’YA

Sonra, bir sabah altı yüz yıllık vatanlarına bir daha görmemek üzere veda ettiler. Olcak’ı Karadeniz’den gelen yeni sahiplerine emanet edip bir vapura bindirildiler. Günler süren sıkıntılı bir yolculuktan sonra kendilerinden çok uzaklarda bir liman kenti olan Samsun’a vardılar.

Samsun’da da kendilerini sefalet, sıkıntı ve acılar bekliyordu. Kendilerine yerleşmeleri için, Olcak kadar olmasa bile dik bir yamaca kurulmuş eski bir Rum köyü olan Andrea gösterildi. Dilleri döndüğü kadarıyla buraya Andirya demeye başladılar. Neden sonra eskinin izlerini silmek isteyen devlet büyükleri, buranın adını “Antyeri” diye değiştirdi. Lakin hiçbirisi benimseyemedi bu yeni adı, “Antyeriliyim” demek zordu, onlar artık çoktan “Andiryalı” olmuşlardı.

Andiryalı küçük Ayşe, ailesiyle birlikte inşa ettikleri küçücük bir evi “yuva” haline dönüştürdü. Ailece tırnaklarıyla kazarak, yılın on iki ayı günde on altı saat tütüncülük yaparak, tasarruf etmeyi bir yaşam kuralı olarak kabullenerek yep yeni bir hayat kurdular.  Evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra da ailesinden edindiği temiz ahlakı ve terbiyeyi kendi çocuklarına öğretti. Eşiyle beraber kurduğu “ARAL” ailesinden pırıl pırıl evlatlar yetiştirdi.

Ayşe Aral geçen hafta öldü. Kendisinden sonra Andirya’da memleketten gelme kimse kalmamıştı. Andiryalı gençlere Olcak köyünü, Rodop Dağlarını ve kestane kokan Rumeli ormanlarını anlatacak bir tek canlı tanık bile yok artık…

AYŞE TETENİN VASİYETİ

Andiryalılar, Ayşe Tetemize canı gönülden helallik verdiler. Rahmetlinin küçük ama çok kibar bir vasiyeti vardı: Cenaze alayının, senelerce yaşadığı eski evinin yıkıntıları önünde durmasını ve hep beraber bir Elham okunmasını istemişti. Cenaze alayındakiler, bu vasiyeti de hüzünlenerek yaptılar.

Ayşe Tete’yi tıpkı doğduğu Olcak köyü gibi yamaçta kalan bir mezarlığa gömdüler. Yaşlı ve yorgun vücudu, Andiryanın serin ve yemyeşil mezarlığında derin bir uykuya daldı.

Samsun Mübadele Derneğinin kurucu üyelerinden olan ve Samsun’da avukatlık mesleğinin duayenlerinden birisi kabul edilen oğlu Kamil ARAL, mezarının üzerini çiçeklerle süsledi. Ayşe Tete’nin mezarına ekilen çiçekler, can suyunu evlatlarının göz pınarlarından süzülen yaşlardan aldılar.

Nur içinde uyu mübadillerin “Ayşe Annesi”… Gittiğin yerde “al topuklu beyaz kızlara”, “yüksek tepelere gelin giden” Rumeli güzeline ve “mezar taşlarını koyun sanan” Debreli Hasan’a selam götür bizlerden… Allah’a emanet ol güzel Anacığım…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır


..................