ÖZÜR DİLİYORUM

                              ÖZÜR DİLİYORUM

Durup dururken bu özürde nereden çıktı diye düşündüğünüzü biliyorum. Özür dilemek erdemdir, hatayı kabullenmek bir daha aynı hataya düşmemek için bir pişmanlık ifadesidir.

Neticede hepimiz insanız, herkes hata yapabilir, önemli olan hatalardan ders çıkarıp bir daha benzer suçu, kabahati işlememektir.

Özür diliyorum kelimesinin asıl sebebi ise bazı kişilerin kendini sözde aydın kimli adı altında ermeni lobiciliğine soyunmasıyla başlayan yeni bir kampanyanın sloganıdır. Bu sözde aydınlar Türk olmaktan gurur duyacağı yerde kimliğinden utanan, Ecdadının maruz kaldığı katliamları, tecavüzleri unutan bu sefiller kendilerini bile aydınlatamazken şimdilerde özür diliyoruz adıyla yeni bir oyun sergileyerek gerçek kimliklerini de ortaya çıkarmaktadırlar.

Ülkemiz insanlarının paralarıyla biti kanlanan bu kişiler bazı hainlerle işbirliği yapıp Ülkemize diyet ödetmeye kalkan Avrupa kendisinin bile inanmadığı sözde soykırım yalanına şimdilerde sponsorluk yapıp sözde aydınlar aracılığıyla kendi içimizden vurmaya çalışıyor.

Kimliksiz kişiliksiz bu kişilerin aydın kimliğine azda olsa katkım olduğundan, bu kişilerin zırvalarına göz yumduğum için çocuklarımdan özür diliyorum.

Ailemden özür, Memleketimden, özür diliyorum,

Tarihe şanla, Şerefle adlarını yazdıran bizler için gözünü kırpmaksızın canlarını feda eden tüm ecdadımdan özür diliyorum.

Düşmanını tanımayan tedbirini alamaz! Maalesef içimizdeki bu hainleri tanıyamadık gerçek yüzünü ortaya çıkaramadık. Ermenilerin geçmiş tarihte yaşattığı o acıları yeterince milletimize anlatılmadığından olsa gerek ki şimdilerde bir ermeni sevdasıdır aldı başını gidiyor.

Bu sözde aydınlar kimiz zaman hepiz ermeniyiz diye meydanlarda haykırıyor kimi zaman da bu gibi faaliyetleriyle sponsorluk görevini yerine getiriyorlar.

Onlar neden çıkıp da hepimiz “Artin penik” iz demiyorlar? çünkü o ermeni asıllı gerçek bir Türk vatandaşıydı. O gerçek bir aydın gerçek bir kahramandı.

Allah Rahmet eylesin mekânı Cennet olsun.

 Zaman zaman Gazilerin cephe hatıralarını kaleme alıyor onların kahramanlıklarının unutulmaması için siz değerli okurlarımla paylaşıyorum.

Elbette ki bu hikâyeleri kafamdan uydurmuyor köy köy, kasaba kasaba dolaşıyor kimi zaman bir hikâyeyi ortaya çıkarmak için il il dolaşıtığım bile oluyor tek amacımız bu hayat kırıntılarını gelecek kuşaklara aktarmak o kahraman ecdadımıza bir Rahmet okutmak.

Bir Gazinin hayat hikâyesini dinlerken Kazım Karabekir Paşayla yaşadığı anısını şöyle anlatıyorlardı.

Doğu illerimizin birinin kurtuluşunda şöyle bir hadise meydana geliyor, Şehir düşman işgalinden kurtulmuş Halk Kazım Karabekir Paşanın etrafında pervane oluyordu.

En çok zulme maruz kalan kadınlar olduğundan olsa gerek Kazım Karabekir Paşanın ayaklarına kapanıyorlar Paşam kurtarın bizi diyerek yalvarıyorlardı.

Paşa ise kendinden emin bir halde “Bugün sizin kurtuluş gününüz bir daha buralara düşman ayağı değmeyecek” diyerek yemin ediyordu. Kadınlar siyah çarşaflar içinde “Paşam Karnımızda o kafirlerin piçlerini taşıyoruz ne olun kurtarın bizi” diyerek çarşafın altından karnındaki bebeği gösteriyor biryandan da hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.

Bu olay üzerine bir subay görevlendiriliyor şehirde ne kadar hamile kadın var ise bunları şehir dışında bir yerde topluyor çocuk denilecek yaştaki genç kızlarında çoğunlukta olduğu 300 den fazla hamile kadını görünce hayrete düşüyordu.

Kazım Karabekir Paşa hemen kısa yoldan çözüm bulmak zorunda olduğunu fark edip orada bulunan kadınlara şöyle sesleniyor “Bacılarım; karnınızda taşıdığınız çocukları aldırmak isteyenler sağ tarafa ayrılsın, Doğurmak isteyenler yerlerinde kalsın” diyor. 250 den fazla kadın doğurmak istemedini beyan ederek ayrılmıştı.

50-55 kadın yerlerinden bile kımıldamadı. Emir subayını yanına çağırarak kulağına bir şeyler fısıldadı. Emir subayı yanına 10 kadar asker alarak yerlerinden ayrılmayan kadınlarla birlikte Ermenistan sınırına doğru yola koyuldular, bir hayli uzaklaşmışlardı ki Kazım Karabekir Paşa tekrar orada kalan kadınlara şu konuşmayı yaptı “Kardeşlerim; Şu kesin olarak anlaşılıyor ki sizler birer savaş mağdurusunuz, gidenler ise ermenilerle kendi rızasıyla beraber olanlardır. Onların doğuracağı çocuklardan da kendilerinden de bu Vatana hayır gelmez, fakat sizin durumunuz farklı.

Bir çoğunuzun doğurmak üzere olduğunu görüyorum, biz ermeni değiliz ki Çocuk katledelim.

Biz Türk milletiyiz, bu sabilerin vebalini ben taşıyamam, şunu bilmenizi isterim ki karnınızda taşıdığınız sabiler sizinde çocuklarınız, sizinde canınızdan bir parça, onlar doğduğunda öz evladınız gibi bağrınıza basıp Türk evladı olarak büyüteceksiniz”, diyerek başka isteklerinin olup olmadığını sorarak herkesi evlerine yolladı.

Bu olay tüm çıplaklığıyla her şeyi ortaya koymaktadır.

Sayın Paşam sizden de özür diliyorum.

Bu hikâyeleri daha geniş kitlelere duyuramadığım için daha fazla okuyup sözde aydın geçinenlere bu meydanları boş bıraktığım için, Avazım çıktığınca “Hepimiz Türk’üz,” diye o meydanları titretemediğimiz için Özür diliyorum.        

 

                                   Osman Karaca

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !