--> MUHACİRİN SİTESİ"Bütün hakları saklıdır.İktibas edilen yazılar,resimler ve kopyalar uyarıldığında derhal silinir. Düzenleyen:M.H.




Bugün:
Ana Sayfa || E-Mail
>

***Balkan suyu içmişler***

SELAM OLSUN ECDADIMIN DOĞDUĞU TOPRAKLARA...GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN ,GELECEĞİNİ BİLEMEZ. Bizlerde atalarimiz Rumeli Turklerini daha iyi tanimak icin çıktığımız yolculukta sizleri de yanimizda gormekten mutlu olacağız... M.H.

« Önceki | Sonraki »

9/11/2008

Osmanlı. Nitekim mitingin yapıldığı alanın yakınlarında bir yere önceden kan renkli koca bir anıt kondurulmuş ve üstüne de Prens Lazar'ın şu sözleri kazınmıştı:

Her kim ki Sırp ve Sırp kökenlidir
Ve Kosova Ovası'na Türklerle savaşmaya gelmez
Onun ne erkek, ne dişi, zürriyeti olmasın
Onun hasadı olmasın.
1389-1989
http://www.turkdunyasi.org/

7/11/2008

kosavadan haberler

Tüm Haberler
 
 
 
Kimden:
"ben haberci"  

23/10/2008

Kosova
Nerede olsam karşıma çıkıyor bir kanlı ova
Sen misin yoksa hayalin mi vefasız kosova
Hani binlerce mefahirdi senin her adımın
Hani sinende yarıp geçtiği yol Yıldırım'ın
Hani asker, hani kalbinde yatan şah-ı şehid
Söyle Meşhed öpeyim secde edip toprağını
Yokmudur Murad'ın sende iki üç damla kanı
 

Mehmet Akif Ersoy

23/10/2008

Kosova Hristiyanlaşıyor mu?

Kosova Hristiyanlaşıyor mu?

Giriş Saati : 23.10.2008 07:36
Güncelleme : 23.10.2008 09:34

19 Şubat tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kosova da dinlere olan ilgi her
geçen gün artıyor. Çok uluslu olan Kosova, aynı zamanda çok fazla inanca da
ev sahipliği yapan bir ülke konumunda. Yakın geçmişteki komünizm rejiminde
dini özgürlüklerden mahrum kalan Kosovalılar artık herhangi bir engel
olmadan dini vecibelerini rahatlıkla yerine getirebiliyor. Ancak savaş
yaşamış bir ülkenin vatandaşlarının insani yardıma muhtaç olduğunu bilen çok
sayıda yabancı insani yardım kuruluşu 1999
yılından hemen sonra Kosova ya akın ederek, dini amaçlı faaliyetlerde de
bulundu. Bunun bir sonucu olarak, medyada "Kosova Hıristiyanlaşıyor mu?" ya
da "Kosova daha da İslamlaşıyor mu?" iddiaları ateşlendi.

Yaklaşık 40 bin Katolik dini mensubunun bulunduğu Kosova da, Priştine deki
Katolik kilisesi papazlarından Don Valle Oreste, Kosova da Katolik dinine
dönmek isteyen çok sayıda Müslüman ın olduğunu iddia etti. Bu insanların
geleneksel Müslüman ailesi içinde yetişmiş ancak İslam ın şartlarını yerine
getirmeyen kişiler olduğunu belirten İtalyan kökenli papaz Don Valle Oreste,
"Kilisemizde genç Katolikler olarak görev yapan ve daha önce Müslüman olan
14 genç var. Pazar ayinlerine de 30 kadar Müslüman gelip vaazlarımızı
dinler. Katolik dinine geçmek için din değiştirme sürecine ilgi gösteren çok
insan var. Bunlardan bazıları Katolik dinine geçmek için belirli
hazırlıklara katılmak maksadıyla resmi talepte bulundu. Müslümanlığı kabul
etmelerinden önce Katolik oldukları bilincinde olan ve aslına dönmek isteyen
Gilan, Kameniça, Jlakuçan, Malişevo, Berisha, Lapuşnik ve Kosova nın diğer
şehir ve köylerinde Katolik kilisesine karşı büyük sempati ve ilgi duyulduğu
haberlerini alıyoruz" şeklinde konuştu.

Ayrıca 2 yıl önce vefat eden Kosova nın eski lideri İbrahim Rugova nın
arzusu üzerine Katoliklerin Priştine nin merkezinde 6 bin metrekarelik
alanda "Rahibe Tereza" katedralinin inşa edildiğini, katedralin yapımına
Müslümanların da maddi destek sağladıklarını hatırlatan Priştine Katolik
klisesi papazlarından Don Valle Oreste, Kosovalı bazı Müslümanların Katolik
dinine geçmesi konusunda bazı endişelerinin olduğunu itiraf etti.Papaz
Oreste, Katolik dininin kişisel olarak gönülden gelen bir arzu yoksa, Avrupa
ile yakınlaşmak gibi siyasi bir yaklaşım ya da aslına dönmek gibi tarihi bir
eğilimin olup olmadığının üzerinde durulması gerektiğini savundu.Diğer
yandan bu topraklarda İslam ın zorla kabul ettirildiği yolunda Katolik
kilisesinin iddiasına şiddetle karşı koyan ve bir kaç gün önce Kosova İslam
Birliği Başkanı görevine yeniden seçilen Naim Trnava,İslam ın Osmanlı nın
Kosova ya intikali ile başladığını, Kosova da olduğu gibi
Arnavutluk,Makedonya ve Karadağ da Arnavutların çoğunun kendi rızaları ile
İslam ı kabul ettiklerinin altını çizdi. İslam ın o dönemlerde olduğu gibi
günümüzde de bu insanların ruhsal ve manevi ihtiyaçlarını karşıladığını
belirten Kosova Müftüsü Naim Trnava,"son 10 yıl içinde İslam a olan ilgi bir
hayli arttı. Camileri dolduran cemaatin çoğunluğu gençtir" diye
belirtti.Bazı dini çevrelerin bundan rahatsız olduğuna dikkat çeken müftü
Trnava, Kosova ya son yıllarda gerek doğudan gerek ise batıdan gelen çok
sayıda yardım kuruluşunun görev yaptığını, bu kuruluşlardan bir çoğunun
insani yardım ve dayanışma adına insanlara dinlerini değiştirmeleri
çağrısında bulunduklarını hatırlattı.Kosova da insanların içinde
bulundukları ağır ekonomik durum ve maddi sıkıntılarının kötüye
kullanılmaması, yardımların din değiştirmekle şartlandırılmaması gerektiğini
daima vurguladıklarını söyleyen Kosova Müftüsü Naim Trnava, bunun her
insanın kalbini yaralayabileceğini, hayatta kalabilmeleri için bu insanların
yardımları keyiften değil ihtiyaçtan ötürü aldıklarının unutulmaması
gerektiğini öne sürdü.Bazı iddialara cevap veren Kosova Müftüsü Naim
Trnava," Kosova kesinlikle Hıristiyanlaşmıyor. Ancak bazı insani yardım
kuruluşları ve çok sayıda misyonerler para yardımıyla din değiştirilmesi
girişimlerinde bulunmaktalar. Bu girişimler fiyaskoya uğramaktadır. Çünkü bu
halk 600 yıldan beri İslamiyet i tatbik etmektedir ve Kosova da İslam ı
zayıflatacak ve Müslümanları Allah yolundan döndürecek kuvvet yoktur"
ifadelerini kullandı. Nüfusunun yüzde 90 nın Müslüman olduğu Kosova da dini
temsilcilerin birleştiği bir nokta var. Kosova da dinler arasında hoşgörü
hakim. Aksi takdirde dini hoşgörüsüzlük sadece Kosova yı değil bütün bölgeyi
kaosa sürekler.

unu belirten İtalyan kökenli papaz Don Valle Oreste, "Kilisemizde genç
Katolikler olarak görev yapan ve daha önce Müslüman olan 14 genç var. Pazar
ayinlerine de 30 kadar Müslüman gelip vaazlarımızı dinler. Katolik dinine
geçmek için din değiştirme sürecine ilgi gösteren çok insan var. Bunlardan
bazıları Katolik dinine geçmek için belirli hazırlıklara katılmak maksadıyla
resmi talepte bulundu. Müslümanlığı kabul etmelerinden önce Katolik
oldukları bilincinde olan ve aslına dönmek isteyen Gilan, Kameniça,
Jlakuçan, Malişevo, Berisha, Lapuşnik ve Kosova nın diğer şehir ve
köylerinde Katolik kilisesine karşı büyük sempati ve ilgi duyulduğu
haberlerini alıyoruz" şeklinde konuştu.

Ayrıca 2 yıl önce vefat eden Kosova nın eski lideri İbrahim Rugova nın
arzusu üzerine Katoliklerin Priştine nin merkezinde 6 bin metrekarelik
alanda "Rahibe Tereza" katedralinin inşa edildiğini, katedralin yapımına
Müslümanların da maddi destek sağladıklarını hatırlatan Priştine Katolik
klisesi papazlarından Don Valle Oreste, Kosovalı bazı Müslümanların Katolik
dinine geçmesi konusunda bazı endişelerinin olduğunu itiraf etti.Papaz
Oreste, Katolik dininin kişisel olarak gönülden gelen bir arzu yoksa, Avrupa
ile yakınlaşmak gibi siyasi bir yaklaşım ya da aslına dönmek gibi tarihi bir
eğilimin olup olmadığının üzerinde durulması gerektiğini savundu.Diğer
yandan bu topraklarda İslam ın zorla kabul ettirildiği yolunda Katolik
kilisesinin iddiasına şiddetle karşı koyan ve bir kaç gün önce Kosova İslam
Birliği Başkanı görevine yeniden seçilen Naim Trnava,İslam ın Osmanlı nın
Kosova ya intikali ile başladığını, Kosova da olduğu gibi
Arnavutluk,Makedonya ve Karadağ da Arnavutların çoğunun kendi rızaları ile
İslam ı kabul ettiklerinin altını çizdi. İslam ın o dönemlerde olduğu gibi
günümüzde de bu insanların ruhsal ve manevi ihtiyaçlarını karşıladığını
belirten Kosova Müftüsü Naim Trnava,"son 10 yıl içinde İslam a olan ilgi bir
hayli arttı. Camileri dolduran cemaatin çoğunluğu gençtir" diye
belirtti.Bazı dini çevrelerin bundan rahatsız olduğuna dikkat çeken müftü
Trnava, Kosova ya son yıllarda gerek doğudan gerek ise batıdan gelen çok
sayıda yardım kuruluşunun görev yaptığını, bu kuruluşlardan bir çoğunun
insani yardım ve dayanışma adına insanlara dinlerini değiştirmeleri
çağrısında bulunduklarını hatırlattı.Kosova da insanların içinde
bulundukları ağır ekonomik durum ve maddi sıkıntılarının kötüye
kullanılmaması, yardımların din değiştirmekle şartlandırılmaması gerektiğini
daima vurguladıklarını söyleyen Kosova Müftüsü Naim Trnava, bunun her
insanın kalbini yaralayabileceğini, hayatta kalabilmeleri için bu insanların
yardımları keyiften değil ihtiyaçtan ötürü aldıklarının unutulmaması
gerektiğini öne sürdü.Bazı iddialara cevap veren Kosova Müftüsü Naim
Trnava," Kosova kesinlikle Hıristiyanlaşmıyor. Ancak bazı insani yardım
kuruluşları ve çok sayıda misyonerler para yardımıyla din değiştirilmesi
girişimlerinde bulunmaktalar. Bu girişimler fiyaskoya uğramaktadır. Çünkü bu
halk 600 yıldan beri İslamiyet i tatbik etmektedir ve Kosova da İslam ı
zayıflatacak ve Müslümanları Allah yolundan döndürecek kuvvet yoktur"
ifadelerini kullandı. Nüfusunun yüzde 90 nın Müslüman olduğu Kosova da dini
temsilcilerin birleştiği bir nokta var. Kosova da dinler arasında hoşgörü
hakim. Aksi takdirde dini hoşgörüsüzlük sadece Kosova yı değil bütün bölgeyi
kaosa sürekler.

17/8/2008

Turk bayraginin Rumelinde Kosova savasinda olusumu resmi.jpg

30/6/2008

KOSAVADAN


 

KDTP Prizren Şubesinde Seçimler Yapıldı
 

ImagePrizren Cemayli Berişa  Kültür Evi Salonunda dün (29.06.2008) Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Prizren Şubesi Seçim Toplantısı yapıldı. Oy veren 330 üye 27 kişilik meclis ve 17 kişilik yönetim kurulunu seçti.

KDTP Prizren Şubesi Başkanı Ercan Şpat sunduğu iki yıllık çalışma raporunda öncelik verilen konulardan biri olarak Türk dili ve yazısının konumu ve kullanımı olduğunu vurguladı. Kosova Anayasasının parti ve Türk toplumunu tatmin etmediğini belirten Ercan Şpat, dil eşitliği konusunda kazanılmış hakların altına gidildiğini ifade etti. Şpat,  Kosova Anayasasının Türk dilinde yükseköğrenim imkanı tanımadığını belirtirken mücadelenin devamını ve var olan hakların kullanılması ısrarı çağrısını yaptı.

KDTP Prizren Şubesi Başkanı Ercan Şpat, son seçimlerde bazı parti adaylarının davranışlarını eleştirirken parti şubesinin son seçim değerlendirmesinin “her şeye rağmen olumlu” olduğunu belirtti. Yapılan koalisyon anlaşmalarının uygulanmasında sorunların yaşandığını söyleyen Ercan Şpat konuşmasının büyük bir bölümünü eğitime ve karşılaşılan sorunlara ayırdı. Ercan Şpat, sivil toplum kuruluşlar ile ilişkileri olumlu olarak değerlendirirken Türkiye’nin her alanda desteği için teşekkürlerini ifade etti.

Yapılan görüşmelerin ardından, KDTP Prizren Şubesi Seçim Toplantısının ikinci bölümünde yapılan seçimlerde, KDTP Prizren Şubesi Yönetim Kuruluna aldıkları oylara göre  şu 17 kişi seçildi: Cemil Luma, Enis Kervan, Mahir Yağcılar, Orhan Lopar, Fikrim Damka, Ergin Kala, Güner Ureya, Özcan Micalar, Bülent Kırle, Ercan Şpat, Varol Bekteş, Levent Buş, Sencar Karamuço, Müfera Şinik, Cengiz Çesko, Halil Lika, Erol Şişko veya Engin Tokay

KDTP Prizren Şubesi Meclis üyeliğine ise yönetim kurulu dışında şu üyeler seçildi: Cengiz Kovaç, Bengi Muzbeg, Ferhat Derviş, Fidan Jılta, Günay Spahi, Cemali Koro, Enis Subi, Arzu Vırşevca, Adnan Yağcılar veya Aşim Şaçir




15/6/2008

merhaba sevgılı prizenliler sizlere saygı duyan ve sizlere gönul bağı kurmaya çalışan bırı olarak istanbulda yaşıyorum prizenli değilim ama sızlere karşı besledığım duygularımı anlatamam sankı sızlerden bırıymış gıbı göruyorum kendımı prizene ıkı def

merhaba sevgılı prizenliler sizlere saygı duyan ve sizlere gönul bağı kurmaya çalışan bırı olarak istanbulda yaşıyorum prizenli değilim ama sızlere karşı besledığım duygularımı anlatamam sankı sızlerden bırıymış gıbı göruyorum kendımı prizene ıkı defa geldım 2000 yıllarda gelmek ıstıyorum hemde sıkça ancak bu son yunanıstan vıze uygulaması yuzunden gelemıyoruz belkı bnım gıbı çok fazla ınsan var bunu yaşıyan umarım bu konuda yetkılıler sesımızı duyar unlem alırlar gelmedende sizler adına yapacaklarımız varsa severek yapmaya hazırız saygılarımla esen jkalın


To: prizrenliler@yahoogroups.com
From: no_reply@yahoogroups.com
Date: Wed, 11 Jun 2008 17:54:35 +0000
Subject: PrizrenlilerWEB * Re: Kosova Turk Halk Partisi

Degerli Dernek ve Grup uyeleri;

Bilmeden aranizdan kalbini kirdigim herkesten ozur dileyerek
basliyorum sozlerime.Ve kendi acimdan bu tartismadan cekiliyorum
cunku gelen cevaplar iyice hakarete varmaya basladi ki bu da hicbir
sekilde arzu ettigim bir tartisma turu degildi.

Benim susmam ya da susturulmamla bu sorular yanitlanacaksa
elbette susarim; Madem Kosova'da KDTP bu kadar guclu ve tartisilmasi
dahi vatan hainligine yol acan bir tabu neden son secimde iptaller
dahil 6500 oy aldi? Neden Turklerin hakkini gaspeden bir anayasa
onaylandi? Benim susmam 9 ay sonra yapilacak secimlerde Cemil
LUMa,Sehirliler Insiyatifi vb. muhalifleri KDTP icine mi itecek?
Goreceksiniz yine secimlere mustakil girilecek ve yine husran ne
yazik ki..Ustuste basarisizliklar ve kisisel cikarlar sonucu gercek
bolunme coktan olustu ve bu noktadan sonra daha radikal cozumler
bulmak gerekir..

Kalbim dogdugum andan itibaren Kosova icin carparken ve yakin
bir zamanda Allah'ın izniyle Disisleri Bakanlıginda bu isle istigal
etmek uzere goreve baslamanin heyecanini tasirken "hain,
ajan,provakator,Turkiye'den ahkam kesen adam" olduk. Kosova'nin
siyasi gelecegini tartismak Kosovali aydin zumrenin isi ise bu guzel
forum sitesi anma/taziye/vefat haberi disinda ne ise yarayabilir ki?
Turkiye'de guzel bir laf vardır, Kibris Turku kardeslerimiz bu lafa
cok kizardi ama simdi KKTC'de Sn.TALAT basa gelince bu lafa hak
vermeye basladilar: Kıbris, Kibrislilara birakilmayacak kadar
onemlidir..

Bundan sonra siyasi konulara kesinlikle girmiyorum inanin bu
tip bir tepkiyi kesinlikle beklemiyordum.KDTP muhalifi dahi degilim,
adi ne olursa olsun hangi parti ve isim olursa olsun yeterki Kosova
Turklugu kazansin..Ben internet ve diger vesilelerle gorustugum
Kosovali hemsehrilerimle ozgurce bu konulari paylasmaya devam
edecegim ama bunun yeri artik bu site olmayacak ne yazik ki..Isteyen
dostlar da MSN adresimden beni ekleyebilir (aliurkmez09@hotmail.com)

Son bir not: Aydin/Kusadasi'nda yasiyorum ve bu taraflara yolu
dusen herkesi yeterki Kosovali olsun ve bir sekilde Kosova ile bagi
olsun seve seve misafir ederim...Tekrardan en derin ozurlerim,sevgi
ve saygilarimla...

15/6/2008

*AGANİ: KOSOVA'NIN İSLAMİ KİMLİĞİ GARANTİ EDİLEMEZ*

*AGANİ: KOSOVA'NIN İSLAMİ KİMLİĞİ GARANTİ EDİLEMEZ*



Tarihçi Nexhat İbrahim: "Kosova'da 1000'in üzerinde Batılı kuruluş var ve
bunların bazıları sadece insanları Hıristiyanlığa döndürmek için çalışıyor."
İbrahim örnek olarak Brethern şehrindeki İtalyan okulundaki rahibeleri
veriyor. "Onlar açıkça  dinlerini yayıyor ve sınıflarında Müslüman
öğrenciler var"



Arap ve İslam sembollerinin yokluğu ise aşikar.



Suudi yardım kuruluşu yetkilisi Şerif Hasan, "Bu,  Kosova meselesinin Arap
ve İslam Dünyası medyasında yer almayışı sebebiyledir" diyor.



Arap ve Müslüman devletlerin büyük çoğunluğu henüz Kosova'nın bağımsızlığını
tanımış değil.



Priştina Üniversitesinde tıp profesörü ve eski bir kanunyapıcı olan Ferid
Agani, Arap ve İslam Dünyasının yokluğunun yankısına karşı uyarıyor: Arap ve
İslam Dünyası'nın rolü yeniden düzenlenmedikçe kimse yeni Müslüman ülkenin
geleceği hakkında tahminde bulunamaz ve onun İslami kimliğinde sebat
edeceğine garanti veremez.



http://www.islamonline.net/servlet/Satellite?c=Article_C&cid=1212925269761&pagename=Zone-English-News/NWELayout

9/4/2008

KOSOVA SORUNU VE BALKANLAR'I DOĞRU ANLAMAK....

KOSOVA SORUNU VE BALKANLAR'I DOĞRU ANLAMAK....

"Yiğitlerim, bugün sizin sevginizle titreyen şu Kosova meydanı, Allah'ın izni ile muzaffer bir şekilde dalgalanacak olan şanlı sancağımızın Macaristan içlerine doğru gitmesini, bundan sonra hiçbir düşman hamlesi durduramayacaktır." (1)

Murad Hüdavendigar'ın Kosava Meydan
Savaşı'nda askerlerine yaptığı konuşmadan

Kosova’da son günlerde çatışmalar yeniden başlamıştır. Bölgede barışın sağlandığı düşünülürken, bu çatışmalar ilk anda şaşırtıcı görülebilir. Oysa mevcut siyasi durum ve uygulanan politikalar göz önüne alındığında, çatışmaların bugün ve gelecekte kaçınılmaz olduğu anlaşılmaktadır.

Balkanlar'da bugüne kadar olup bitenler ve gelecekte olması muhtemel gelişmeler hakkında doğru fikir edinebilmenin ve olayları doğru açıdan değerlendirebilmenin yolu Türkiye'nin bölge ile tarihi bağlarını doğru tespit etmekten geçer. Bu nedenle Türklerin Balkanlar'a gelişi kadar, bu topraklardan ne şekilde ve hangi amaçla çıkarılmaya çalışıldıklarını da iyi kavramak gerekir.

Türkler Balkanlar'a ilk adımı Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun 1353'de Çanakkale Boğazı'nı geçip Rumeli topraklarını fethi ile attı. 1389 Kosova Savaşı ise bir yandan Sırpları tarihi bir hezimete mahkum ederken, öte yandan Balkanlar'da Osmanlı'nın yenilmez bir güç olduğu gerçeğini ortaya koydu. 1521'de Kanuni'nin Belgrad'ı almasıyla hemen hemen tüm Balkanlar Türklerin hakimiyetine geçmiş oldu. Ancak bu, Türklerin Balkanlar'daki ilk hakimiyeti değildi.

Aslında bölgeye ilk gelen Türk kavmi, Hunlar'dı. Ancak Balkanlar'a Bizans'ı yenerek Batı Roma üzerinden gelen Hunlar, bu bölgede uzun süreli bir hakimiyet kuramadılar. Hunların ardından gelen Avar Türkleri ise Balkanlar'da geniş topraklar fethederek, yaklaşık 250 yıl süren bir hükümranlık dönemi yaşadılar. Ancak Avarlar 8. yüzyılın sonunda Hıristiyanlığı kabul ederek Slavlaştılar ve tarihten silindiler. Avarlardan sonra da göçebe Türk boylarının Balkanlar'a akınları devam etti. Ancak zaman içinde Slav halkı arasında asimile olup yok oldular.(2)

Osmanlılar ise hiçbir zaman asimile olmadılar. Aksine, fethettikleri her coğrafyaya kendi kimliklerini taşıdılar. Bunun en büyük nedeni İslam dinidir. İslam öncesi Türkler, güçlü bir kültüre sahip olmadıkları için fethettikleri topraklarda hem askeri hem de kültürel olarak kalıcı olamamışlardı. Oysa İslam'ın kabulünden sonra Türkler "asimile olan" değil "asimile eden" bir millet oldu. Bunun en güçlü örnekleri ise Osmanlı tarihinde ortaya çıktı.

Örneğin Osmanlılar, İslam sayesinde Balkanlar'da kalıcı olabildiler. Balkanlar'da Kanuni Sultan Süleyman'ın Belgrad'ı almasıyla sağlamlaşan Osmanlı hakimiyeti, bölgedeki çeşitli Hıristiyan halkların zaman içinde ve kendi rızalarıyla İslam'ı kabul edişine vesile oldu. Dahası Osmanlı yönetimi bölgeye asırlar süren bir istikrar ve barış getirdi. Din, dil ve ırk bakımından çok karışık bir yapıya sahip olan Balkanlar'da Osmanlı yönetim tarzı tüm bu farklılıkları birbirleri ile kaynaştırma temeli üzerinde kurulu idi. Balkanlar'ın coğrafi yapısı itibarı ile her dönemde muhafaza edilen farklı kültürler, tarih boyunca ancak Osmanlı döneminde birarada huzur ve güvenlik içinde yaşadılar.

Bu tarihi gerçek, Osmanlı arşivlerinde yer alan belgelerle de gün yüzüne çıkmaktadır. Prof. İsmet Miroğlu'nun "Türklerde İnsani Değerler ve İnsan Hakları" isimli çalışmasında yer verdiği belgeler Balkan halklarının Osmanlı yönetiminden duydukları memmuniyeti gözler önüne sermektedir. 12 Şubat 1867 tarihinde yazılmış olan başka bir belgede Bulgar Milleti'nin Osmanlı idaresinden memnun oldukları şöyle ifade edilir:

Bulgar Milleti kulları beşyüz seneden beri Osmanlı idaresi altında mesut olarak yaşamaktadırlar. Bu süre zarfında mal, can ve dinleri fesatçıların ve kötülük peşinde olan kişilerin tecavüzünden muhafaza edilmiştir. Halbuki diğer memleketlerde yaşayan güçsüz ve fakirler, zenginlerin saldırılarına ve zulmüne maruz kaldıkları gibi kendilerine her türlü haksız muamele de reva görülmüştür. Zira Osmanlı idaresi altında yaşayan kuvvetliler tarafından güçsüzlere hiçbir şekilde eziyet edilmemiş, güçlüler ve zayıflar devletin bahşettiği adalet ve hakkaniyetten aynı nisbette faydalanmışlardır. Osmanlı idaresindeki Hıristiyanlar arasında din ve mezhep farkı gözetilmeyerek hepsine eşit muamele edilmiştir.(3)

Söz konusu huzur ve istikrar, 19. yüzyılın başında gelişen ulus-devlet anlayışının Batılı güçler tarafından bu topraklarda kışkırtılan bağımsızlık hareketlerini alevlendirmesine kadar sürdü. 19. yüzyıl boyunca, dış güçlerin tahrikiyle, bölgedeki gayrimüslim tebaa arasında iç isyanlar başladı. İsyanların ilk siyasi sonucu, Yunanistan'ın 1829'da bağımsızlığını ilan etmesi oldu.

Kaynaklar:
1 Prof. Dr. Ramazan Özey, Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar, Tarih ve Düşünce, Ağustos 2000, s. 30
2 Şükrü Karatepe, Yeni Şafak, 29 Mart 1999
3 Başbakanlık Arşivi, Bulgaristan İdare Kataloğu, nr. 89

 

KOSOVA SORUNU VE BALKANLAR'I DOĞRU ANLAMAK...-2

Başta Sırplar olmak üzere gayrimüslim halklar arasındaki isyan hareketlerinde, Rusya'nın yönlendirdiği Pan-Slavizm hareketi etkili oldu. Bilindiği gibi bu akım Slav ırkının üstünlüğünü, kültürel ve siyasi olarak birlikte hareket etmesi gerektiğini öne sürmekteydi. Buna göre özellikle Osmanlı topraklarında yaşayan Slav kökenlilerin milliyetçilik duyguları tahrik edilerek, Osmanlı aleyhine faaliyette bulunmaları sağlanıyordu.

Yine bu akımdan etkilenen bazı topluluklar da daha rahat bir hayat umuduyla Rusya'ya göç etmekte idi. Ancak kısa süre içerisinde ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduklarını anlamaya başladılar. Pan-Slavizm propagandasından etkilenerek Rusya'ya göç eden Bulgarların 30 Ocak 1862'de Osmanlı Devleti'ne geri dönebilmek için padişaha yazdıkları bir mektup bu pişmanlığı açıkça ifade etmektedir. Bu mektup, bir yandan Bulgarların Osmanlı topraklarından göç ettikleri için duydukları derin pişmanlığı dile getirirken, öte yandan Osmanlı'nın Batılı güçler tarafından yeri doldurulması mümkün olmayan adalet ve devlet anlayışını gözler önüne sermektedir:

Ecdadımız Osmanlı idaresi altında rahat ve her türlü nimet ve adaletle dolu bir hayat sürmüşler iken bizler, Rusya'ya gitmekle yazık ki bir tuzağa düşmüş olduk. Saf insanlar olduğumuz için aleyhimize tertiplenen bu hareketin sonunu düşünmedik ve bu işi bilerek yapmadık... Gece gündüz pişmanlık gözyaşları döküyoruz. Zira burada hiç kimse yüzümüze bakmıyor... Bizler gibi kandırılan Bulgar hemşehrilerimizle birlikte affedilerek tekrar Osmanlı topraklarına dönebilmemiz hususunu niyaz ederiz. (1)

Osmanlı dönemindeki istikrar ve bütünlük bölgeye istikrar getirmiş, hem bölge halkının yaşam kalitesini yükseltmiş, hem de dış güçlerin saldırılarına karşı küçük büyük tüm etnik kökenleri ortak bir savunma altına almıştı. İşte bu nedenle de gerek Osmanlı'nın varlığından, gerekse Balkan halklarının birlik olarak oluşturdukları büyük güçten çekinen dış güçler, uzun süre bu bölgeden uzak durmuşlardır.

Ancak yüzyılın son çeyreğinde Rusya'nın ve Batılı ülkelerin yayılma ihtirasları yeniden kabardı. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından düzenlenen 1878 yılındaki Berlin Kongresi ile, Balkanlar'daki Osmanlı topraklarının önemli bir bölümü Devlet-i Ali'nin yönetiminden çıktı. Bulgaristan'ın büyük kısmı Osmanlı idaresinden koptu. Ruslar Besarabya bölgesini ele geçirdiler. Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız birer devlet oldu. Bosna-Hersek ise, Osmanlı yönetiminde kalmakla birlikte "teorik" olarak Avusturya-Macaristan toprağı haline geldi. Öte yandan Kıbrıs ve Süveyş de İngilizlere verildi. Berlin Kongresi öncesinde ve sonrasında, Osmanlı'nın parçalanması ve paylaşılması, dönemin Avrupa devletlerinin ve Rusya'nın dış politikasının temel hedefi oldu. Batılı ülkeler için Avrupa ile Asya arasındaki stratejik Osmanlı bölgelerini ele geçirebilmek ayrı bir önem arzetmekteydi. Bu amaçla, onlarca farklı dil, ırk, mezhep ve etnik kökenden oluşan Balkan halklarını birtakım milliyetçi hayallere kaptırıp provoke etmek ise hiç zor olmadı. Osmanlı döneminde içiçe geçmiş, sakin ve istikrarlı bir yaşam süren bu topluluklar, örneğin Sırplar, Bulgarlar veya Yunanlılar, çeşitli kışkırtmalarla ayrılıkçı ve çeteci toplumlara dönüştüler.

Gerçekte Balkan halkları kısa süre içinde Avrupa devletlerine ve Ruslara güvenerek yola çıkmakla tarihlerinin en büyük hatalarından birini yapıyorlardı. Çünkü Osmanlı'nın gitmesiyle bağımsız ve güçlü birer devlet halini alacaklarını zanneden Balkan halkları için asıl problemler yeni başlayacaktı. Tıpkı Osmanlı öncesinde olduğu gibi Balkan halkları tekrar parçalara bölünecek ve yıllarca birarada ve kardeşçe yaşayan toluluklar birbirleriyle savaşmaya başlayacaklardı. Balkan devletlerinin, Osmanlı'ya karşı düzenledikleri I. Balkan Savaşı'nın ardından, kendi aralarında anlaşmazlığa düşüp II. Balkan Savaşı'na girişmeleri, bu tarihsel gerçeğin en açık kanıtı olacaktı.

I. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa devletlerinin masabaşında oluşturdukları suni sınırlara sahip ulus devletler, yaklaşan büyük fırtınanın habercisiydi. II. Dünya Savaşı'nda baştan aşağı Alman ve İtalyan ordularının işgali altında kalan ve iç savaşlarla çalkalanan Balkan ülkeleri, savaşın sonunda komünist Sovyet rejiminin kontrolüne terk edildiler. Komünist idareler altında yıllarca baskı, şiddet ve işkenceye maruz kalan, dinlerini yaşamaları engellenen Balkan milletleri, büyük acılar çektiler. Komünist rejimin dikta yönetimiyle perdelenen etnik kökenli tartışma ve çatışmalar, bu rejimlerin yıkılmasıyla birlikte kaldığı yerden -ve daha şiddetli bir şekilde- başladı.


Kaynaklar:
1 Başbakanlık Arşivi, Bulgaristan İdare Kataloğu, nr. 79

15/3/2008

Değerli gönül dostları ve grup üyeleri

Değerli gönül dostları ve grup üyeleri
 
Kuşadasından yazan ali kardeşimizin biraz sitemkar yazısını okudum. İnanın üzüldüm.
Çünkü, Kosovadaki gelişmeler ve mevcut KDTP ile ilgili Ali arkadaşımızın yazdığı bazı yorumlara karşı, yine bazı arkadaşlarımızın da suçlayıcı bir şekilde cevap vererek bazı ithamlarda bulunması yakışır bir konu olmasa gerek. Burada gelen görüşleri takip etmek okumak incelemek onlara karşı görüşler bildirmek ve çözüm yolları ve kosovada yaşayan kardeşlerimizin gelecek için dühü güçlü konuma gelmelerini temin etmekten başka hiç bir beklenti yoktur.
 
Ben kosovalı veya balkan ülkelerinden herhangi birinden Türkiye ye göç etmiş bir ailenin çocuğu değilim. Ben T.C vatandaşı, ailesi 300 yıldır Ankaralı olan bir insanım. Hepimizin ortak yanı Türk olmamızdır. Ayıran ise 3 kıtaya hükmetmiş büyük Türk Devleti osmanlı bakiyesi topraklara serpilmiş olmamız ve 1923 ten sonra ise bizlerin anadoluda Türkiye Cumhuriyeti dahlinde kalmamız, sizlerin ise evladı fatihanın emaneti baki topraklarımızda kalan onların evlatları olmanızdan gayri bizi ayıran nedir.
 
Ortak yanımız Türk olmak Türk varlığının bir tek ferdinin dahi bulunduğu topraklardaki yaşamını insanca ve milli duyguları ile bir TÜRK olarak yaşayabilmesini temin etmek değilmidir.
 
Bunun içinde 21 nci yüzyıla girdiğimiz bu dönemde merhum İsmail GASPIRALI'nın sözlerinde belirttiği gibi 'DİLDE,FİKİRDE VE İŞTE BİRLİĞİ' kurmak ve bunun yücelmesi için teknoloji çağındaki bu dönemde internet ortamının insanları birbirine yaklaştırdığı bir zamanda fikirlerimizi demokratik ortamda söyleyebilmek ve yine demokratik ortamda insanca ve bir TÜRK'e yakışır biçimde cevaplandırarak bir ortak noktada buluşmak değilmidir amacımız. Neden birbirimizi kırıcı sözlerle ve suçlamalarla ithamda bulunuyoruz.
 
Ha anadolu tabiri ile şunuda unutmamak gerek,
T.C vatandaşı olan ve TÜRK milletinin bir ferdi olan herkes TÜRK toplumunun sorunları ile ilgilenir, fikir beyan eder, görüşlerini sunar, her türlü katkıyı sağlar. Türk dünyası ve dünya Türklüğünün sorunu hiç kimsenin tekelinde ve hükmiyeti altında değildir.
 
Söylediğim gibi. Ankaralıyım ama balkan ülkelerinin tamamını bilen gören insanları ile iç içe yaşayan sorunlarını sorunum olarak kabul eden, özellikle sivil toplum kuruluşları nezdinde çalışmalarını yakından takip edip içerisinde olan birisi olarak, beni tanıyan bilen dostlarımdan ve bu sitelerde yazışan gönül dostlarından ricam, birlik, bütünlük, beraberlik ve ortak çalışma zeminlerinde buluşarak sorunların çözümünü gerçekleştirmeyi hedef olarak görmenizi istirham etmekteyim.
 
Kosovada KDTP bir siyasi kuruluştur. Hataları da vardır güzellikleride vardır. Güzel yaptıkları için tebrik ederiz, hataları için tenkit ederiz. Bundan kimsenin alınmaması gerekir. Özellikle yönetici dostlarımın bu tenkitlere iyi kulak vermesi ve basın halkla ilişkiler birimince de bilgi vermesi gerekir.
 
Bu konu sadece kosova Türklüğü için değil, Bulgaristan'daki HÖH, Batı Trakya, Makedonya, Romanya, Bosna ve diğer tüm balkan ülkelerindeki dostlarımız için geçerlidir.
 
DOSTLAR
Bu gün birbirimiz ile kırılma günü değil birlik beraberlik bütünlük günüdür.
Gönül kırmak çok kolaytır ama tamiri asla ve asla mümkün değildir.
 
Saygılarımla
 
DAVUT COŞAR
ANKARA
 


 


To: prizrenliler@yahoogroups.com
From: sarkemal@hotmail.com
Date: Thu, 12 Jun 2008 15:00:27 +0300
Subject: RE: PrizrenlilerWEB * Re: Kosova Turk Halk Partisi

Değerli dostum,Kosova'yla ilgili neler yazdın bilmiyorum.Gözümden kaçmış ancak çok üzüldüğün belli.Yaşın konusunda  da bir tahminim yok,ancak şunu bilmen gerekir  ki,ülkemizde susturulmak istenenlere uygulanan en etkili yol ajan ve hainlikle suçlamaktır.Size de bu uygulanmış.Siz de korkup susarsanız onlara boyun eğmiş olmazmısınız?bence düşündüklerinizi özgürce açıklamaya devam edin.Sevgilerimle.
                                                                                       Kemal Şar-Kırklareli.

To: prizrenliler@yahoogroups.com
From: no_reply@yahoogroups.com
Date: Wed, 11 Jun 2008 17:54:35 +0000
Subject: PrizrenlilerWEB * Re: Kosova Turk Halk Partisi

Degerli Dernek ve Grup uyeleri;

Bilmeden aranizdan kalbini kirdigim herkesten ozur dileyerek
basliyorum sozlerime.Ve kendi acimdan bu tartismadan cekiliyorum
cunku gelen cevaplar iyice hakarete varmaya basladi ki bu da hicbir
sekilde arzu ettigim bir tartisma turu degildi.

Benim susmam ya da susturulmamla bu sorular yanitlanacaksa
elbette susarim; Madem Kosova'da KDTP bu kadar guclu ve tartisilmasi
dahi vatan hainligine yol acan bir tabu neden son secimde iptaller
dahil 6500 oy aldi? Neden Turklerin hakkini gaspeden bir anayasa
onaylandi? Benim susmam 9 ay sonra yapilacak secimlerde Cemil
LUMa,Sehirliler Insiyatifi vb. muhalifleri KDTP icine mi itecek?
Goreceksiniz yine secimlere mustakil girilecek ve yine husran ne
yazik ki..Ustuste basarisizliklar ve kisisel cikarlar sonucu gercek
bolunme coktan olustu ve bu noktadan sonra daha radikal cozumler
bulmak gerekir..

Kalbim dogdugum andan itibaren Kosova icin carparken ve yakin
bir zamanda Allah'ın izniyle Disisleri Bakanlıginda bu isle istigal
etmek uzere goreve baslamanin heyecanini tasirken 'hain,
ajan,provakator,Turkiye'den ahkam kesen adam' olduk. Kosova'nin
siyasi gelecegini tartismak Kosovali aydin zumrenin isi ise bu guzel
forum sitesi anma/taziye/vefat haberi disinda ne ise yarayabilir ki?
Turkiye'de guzel bir laf vardır, Kibris Turku kardeslerimiz bu lafa
cok kizardi ama simdi KKTC'de Sn.TALAT basa gelince bu lafa hak
vermeye basladilar: Kıbris, Kibrislilara birakilmayacak kadar
onemlidir..

Bundan sonra siyasi konulara kesinlikle girmiyorum inanin bu
tip bir tepkiyi kesinlikle beklemiyordum.KDTP muhalifi dahi degilim,
adi ne olursa olsun hangi parti ve isim olursa olsun yeterki Kosova
Turklugu kazansin..Ben internet ve diger vesilelerle gorustugum
Kosovali hemsehrilerimle ozgurce bu konulari paylasmaya devam
edecegim ama bunun yeri artik bu site olmayacak ne yazik ki..Isteyen
dostlar da MSN adresimden beni ekleyebilir (aliurkmez09@hotmail.com)

Son bir not: Aydin/Kusadasi'nda yasiyorum ve bu taraflara yolu
dusen herkesi yeterki Kosovali olsun ve bir sekilde Kosova ile bagi
olsun seve seve misafir ederim...Tekrardan en derin ozurlerim,sevgi


..................