--> MUHACİRİN SİTESİ"Bütün hakları saklıdır.İktibas edilen yazılar,resimler ve kopyalar uyarıldığında derhal silinir. Düzenleyen:M.H.



Bugün:
Ana Sayfa || E-Mail
>

***Balkan suyu içmişler***

SELAM OLSUN ECDADIMIN DOĞDUĞU TOPRAKLARA...GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN ,GELECEĞİNİ BİLEMEZ. Bizlerde atalarimiz Rumeli Turklerini daha iyi tanimak icin çıktığımız yolculukta sizleri de yanimizda gormekten mutlu olacağız... M.H.

« Önceki |

11/10/2008

AKTÜEL: Batı Trakya Türklerinin zaferi

AKTÜEL: Batı Trakya Türklerinin zaferi
HABER
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM,) İskeçe Türk Birliği’nin devam eden davasıyla ilgili son ve nihai kararını nihayet açıkladı.
AİHM tarafından İskeçe Türk Birliği yetkililerine gönderilen 1 Ekim 2008 tarihli ve 26698/05 sayılı yazıda, Yunanistan’ın, AİHM’nin 27 Mart 2008 tarihli kararının Büyük Daire'de yeniden görüşülmesi talebinin kabul edilmediği belirtilmiş olup Mahkeme, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklılığı teyit edilmiştir.

27 Mart 2008 tarihinde aldığı kararda, AİHM, Yunanistan tarafından adlarında "Türk" kelimesi geçtiği gerekçesiyle İskeçe Türk Birliği’nin kapatılmasını haksız bularak Yunanistan’ın Türk azınlığa ait dernekleri kapatma kararıyla "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) örgütlenme hakkıyla ilgili 11’inci maddesini ihlal ettiğine" hükmetmişti. Ancak üç aylık itiraz süresinin sonunda, geçen Haziran ayında, Yunan hükümeti, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire’ye götüreceğini açıklamıştı. AİHM’nin 5 yargıçtan oluşan ön komisyonunun ret kararının ardından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 44.2 maddesi uyarınca, İskeçe Türk Birliği’ni oybirliğiyle haklı bulan 27 Mart 2008 tarihli karar kesinleşmiştir.
Gönderen: tufan Tarih: 08.10.2008 (Devamı... www.aktuel-dergi.org

 

3/7/2008

Bati Trakya Neresidir?

Bati Trakya Neresidir?
Yunanistan'in Dogusundaki en uç noktasi olup, Dogu Trakya (Meriç Nehri Sinir), Güney Bulgaristan (Rodop Daglari) ve Makedonya Bölgesi (Karasu Nehri) ile komsudur. Ayrica Güneyinde Ege Denizi bulunmaktadir.

"Bati Trakya Hükümet-i Müstakilesi" Hükümeti kuruluna kadar tek bölge olarak anilan Trakya: Karadeniz, Marmara Denizi ve Balkan-Rodop daglari arasinda kalan arazi parçasinin tümünü içermekteydi. Günümüzde Trakya: Dogu ve Bati olmak üzere iki kisma ayrilarak anilir. Dogu Trakya, bugünkü Türkiye'nin Avrupa kitasindaki arazisini teskil eder. Bunun disindaki kismi ise tamamen Yunanistan sinirlari içinde kalan Bati Trakya'dir. 1913'te kurulan "Bati Trakya Hükümet-i Müstakilesi" hudutlari esas alindiginda, bir kismi Yunanistan'in, diger bir kismi da Bulgaristan'in hudutlari içinde kalmaktadir.


3/7/2008

Batı Trakya Tatilde mi?

Batı Trakya Tatilde mi?(bu yaziyinin yazarini taniyan varmi?)


göbek kanımızın damladığı topraklar şimdi bize küskün, çünkü hakkını veremedik (alamadık) ağaçlar ve bilimum mahsulat dahi Allah’a şükrederken, yarab ekildik biçileceğiz kullarına rızık olacağiz sen bizi haram lokma etme diye yalvarıyorlardı sanki rodop dağlarının eteklerinde.

Gittim fakat tutunamadım, duramadım, çünkü bana dargındı herşey otlar dahi, bir gülü kokladım bana kokusunu dahi sunmadı. Bir daha koklamaya yüzüm yoktu çünkü oraları bende terketmiştim bir çocukken, terk etmemem gerekirken, ama bana hiç sorulmadı ki.

Gül bahçesinde bir zamanlar çamur arardım, şimdi ise çamurun içinde bir tek gülü aramaya koyuldum, oradaki Müslümanlık ve Türklük sanki tatile çıkmıştı bir ezan okunurken dahi saygı yoktu. Bu ne gaflet bu ne cehalet idi, dayanamadım dört haftalık tatilimi iki haftada bitirdim.

Kültür yozlaşmış, kendi kültüründen uzaklaşmak moda, kendi kültürüne sahip çıkmak ise demode olmuş, kendi kültürü ile yükselemeyen bir toplum başka bir toplumun kültürü ile bırakın yükselmeyi toplum olarak yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. Bu başımızda olanların yüksek şahsiyetlerin hiç ilgisini çekmiyor mu? Herkez almış bir yol, düşmüş şahsı çıkar peşine.

Vah toprağım vah, sen küskünsün anladım ama, ben ne diyeyim, küssem gelmesem erir giderim, köküm dalım yaprağım herşeyim sende.

Babam diyordu ya artık üniversiteli gençlerimiz mezun oluyor, hani artık herşey daha güzel olacak bizde dönecektik ya gönlümüzü bir kor gibi dağlayan yakan hasrete son verecektik ya hani. Babam dönmüyor artık bize de torunlarımı gavurun eline atamam göz göre göre yakamam sizi kurtardım şimdi siz de beni dinleyin ve benim sizin gönlünüze düşürdüğüm hasret korunu evlatlarınızın gönlüne düşürün diyordu, diyorduya onun gönlündeki hasretlik onu yıpratmış eritmişti; bizden gizliyordu ama nafile, herdefasında burada ölürsem en azından beni buralarda defnetmeyin köyüme götürün çürüsem bile kendi toprağimda çürüyeyim diyordu. En çok onun dönmesini istiyordum vatana, ama bir taraftan taşına toprağına canım feda olan topraklarımın hasretine bir de anne-baba hasreti eklenirse benim halim ne olurdu gerçekten bilemiyorum.

Herşey serbestti artık, ama o serbestlik ruhumu hapsetmişti şahlanamadı çünkü Ahlak, Din, Dil tatildeydi içki, fuhuş, uyuşturucu kol geziyordu genç kardeşlerimin arasında, batı trakyada geçirdiğim tatillerden değişikti bu yılki, çünkü gece 23:00 çıkıyordum evden dışarı, gençlerin arasına onları en azından benimle birlikte olanlarını iki hafta boyunca herşeyden uzak tutmak istiyordum, kah başarılı oldum, kah başarısız. Kah onlarla sohbet ettim, kah kavga. Ne desem bilemiyorum ki, birimiz hepimiz hepimiz birimiz için yok artık, herkez kendi için diyor gençler, bilmedikleri çok şey olduğunu düşünmeden. Tıp okuyan bir genç, yunana şirin gözükmek için düşüncelerini açıklamıyor, yoksa onun hayatı kayarmış. Lakin hayatının kaydığının farkında bile değil.

Sadık AHMET’in şehit olduğu köye gittim, arkadaşlarım söylemişti ya, inanmamıştım Dr. Sadık AHMET’in ölümüne sebep veren adamın oğlunun meyhanesi varmış. Bizim şakirler ayakta tutuyormuş diye, sordum öğrendim tam bitişiğinde bir türk gençi güzel bir lokanta açmış geniş, ferah, temiz, ama ne hikmetse onda kimse yok yunanlıda diğer tarafta türk gençleri bu mu gençlik, bize yakışırmı bu yakışıksız durum?

Kime sorsam bilmiyorum, igneyi değil çuvaldızı da kendimize batırsak haktır diye düşünüyorum. Yazıklar olsun ahde vefa etmeyenlere.

Böyle karmakarışık bir ortam içinde yüzmeye çalışıyordum, ama boğuldum, bana bir nefes verecek adam kalmadı mı memlekette kıdemlerini bir yana bırakarak cevap verecek!!!

Ha bir de it dalaşı pek meşhur olmuş oralarda, bir biri ile dalaşmak ne diyeyim ki bir köy üçe bölünürse ne olur halimiz?

Eski bir dosta rasladim, koyu bir cinarin gölgesinde, basini kaldirmadan yüzüme dahi bakmadan, geldigimi bilirmiscesine, “bizim ruhumuz islam, bedenimiz türklüktü, ama ruhu bedenden cikardilar geriye yalnizca kadavra kaldi” dedi, bende hic bir sey söylemeden oradan ayrildim. Cünkü dogruydu ve cok utanmistim.

Bu iğrenç duygudan kurtulmalıydım, ama nasıl?

Bilmeliydim bulmalıydım bu nasıl sorusunun cavabını ama çaresizdim.

Bu çaresizlik içinde dönmek istemiyordum, dava dostlarımın karşısına bu şekilde çıkamazdım.

Divane bir şekilde dolanıyordum, mezarlığa doğru yöneldim. Ve orada yatan merhumlara dua ederek geziniyordum, orada yatanlara imrenmek istiyor ama tekrar tövbe ediyordum. Bir mezar taşındaki şu ibare beni sarstı, dizlerimin bağı çözüldü ve olduğum yere yıkıldım. Avare dolaşma, bir çocuk yetiştir ona Allah’ı öğret islamı öğret diyordu, bedeni ruhsuz bırakma, cünkü beden ruhsuz kalınca böyle çürür diyordu....

Hemen kendim toparladım, çınarın koyu gölgesinde gördüğüm dostumu aramaya çıktım, bana dedim kadavra meselesıni bir anlatsana:

- bir gün dedi bir kuşyavrusu yuvadan düşmüş halde buldum ağaç çok yüksekti ve yuvasına bırakamadım bende bunu büyütmeye karar vermiştim. Elimle besliyordum, büyüdü serpildi bir gün onu azad etmek istedim bir yaz günüydü, aldım havaya fırlattım ama bir de ne göreyim, benim elimle büyüttüğüm kuş uçamıyordu, ve 20 m öteye düşüverdi. Koşarak gittim baktim ki kedi kuşu ısırmış parçalamaya çalışıyordu... Kedinin arkasından koştum fakat damdan dama atlayarak kedi gözden kayboluverdi kuşu ağzından bırakmadan. O zaman bir kuşu uçmayı öğrenmesine engel olduğum için çok üzülmüştüm, kanatlarını kullanamamıştı... Ondan sonra bu kuş bana hep örnek oldu aklımız olduğu halde kullanamayarak nice tuzaklara düştüğümüzü, ve bu tuzakların bazen ne acı sonuçlar doğurabileceğini düşündüm. Taki dört beş gün sonra kuşun cesetini bulduğumda bir kadavradan başka bir şey değildi, kokmuş iğrenç bir görüntü almıştı bizim kizanların ahlak durumlarını andırdı bana o çok sevdiğim kuşun cansiz bedeni. Evet doğruydu bedenden ruh ruhta ahlak, önce ahlakımızı aldılar, şimdi de ruhumuzu alıyorlardı, gençlerin boyunlarında bir haç yoktu, onuda göstermezdi inşallah canabı hak, çünkü bedenden can çıkınca gerıiye kadavra kalıyordu dostum kadavra....

Agustos 2003
Bati Trakya

3/7/2008

-Bati Trakyanin her yeri bir Türk yurdudur..

 Yanliz Kurt 1913..
-Bati Trakyanin her yeri bir Türk yurdudur..Burda yasi kücük olanlar veya olmayanlar bilirlermi ki..! her köyün kendine ait bir hikayesi kendine ait bi kurucusu var...
-Mesela Büyük Doganca Büyük Dogan lakapli bir akinci Türkü tarafindan kurulmus,köydeki cami ise ,Dogancı-yı Kebir ı Büyük Doganca (Mega Doukato) Kerimüddin Aga Camii tam 630 seneliktir.Ve arastirmalarima göre camiyi köye yapan bu sahisin soyunun torosdaglari eteklerinden geldigi bilgisine ulastim..
-Bunun gibi binlerce ecdat kokan yerler köyler var..Bizlere yakismaz köylerin isimlerinin Yunanca telafus edilmesi..Yunanlilar inatla hala Istanbula ,Kostantinipolis demeye israrla devam ediyorlar..
Aslinda bütün köyler icin bir arastirmam var ,ama bu arastirmalari hala bilgisayara yazamadim..
-Dedelerimizin mezarlarinda kemikleri sizlamasin lütfen dikkat edelimm arkadaslar..Ve elimizi vicdanimiza koyalim..
-Biz büyük bir milletin cocuklariyiz..Yüzyillar boyu dört kitada nam salmisiz..
-Benligimizi unutmayalim,ve köylerimizin isimlerini Türkce ve parantez icinde Yunanca olarak yazalim..

-Kökünü ve dalını begenmeyen meyve, olmadan cürür.



Saygilar..

3/7/2008

BATI TRAKYA NERESİ?

GARİP ÇOBAN SIRADIŞI
03-03-2007, 01:34 PM
BATI TRAKYA NERESİ?
Meriç ile karasu nehirleri arasında kalan 8.578 km2 lik yüz ölçümüne sahip BATI TARAKYA bölgesi 24 temmuz 1923 tarihinde imzalanan lozan antlaşması ile yunanistana bırakıldığında bölge nufusunun %80 i turklerden bölge topraklarında %86sı turklere ait arazilerden oluşmaktaydı.Ancak bugün yunanistanın uyguladığı politikalar sonucunda batı trakyada türk nufusu %36 lara kadar gerilemiş türklere ait arazi oranı ise %40 ın altına inmiştir.

29 OCAK 1988 MİLLİ DİRENİŞ
Batı trakya müslüman türk azınlığı yıllar boyunca süre gelen tüm haksız uygulamaların bir gün son bulacağı düşüncesiyle suskunluğunu hiç bir zaman bozmamıştır.Yunanistan yüksek mahkemesinin batıtrakyada türk yoktur gerekçesiyle verdiği türklere ait tüm derneklerin kapatılması kararı Batı trakya müslüman türk azınlığı mensuları açısından milli kimlikleri yunan devleti tarafından inkar edilmesi anlamına gelmiş ve tarih boyunca dünyanın hiç bir yerinde böyle bir hakarete boyun eymemiş olan türk insanında suskunluğunu daha fazla sürdürememesine neden olmuştur.Yüksek mahkemenin kararı duyan batıtrakya müslüman türk azınlığı mensupları söz konusu kararı protesto etmek amacıyla 29 ocak 1988 cuma günü gümülcine türk gençler birliği önünde toplanmak üzere harekete geçmiştir.yunanların kurduğu barikatlar şehre giden otobüs seferlerinin iptal edilmesi gib engellemeler bile Türk azınlık mensuplarının yaya olarak dağları aşıp toplantı saatinde gümülcine ye ulaşmalarına mani olamamıştır.Tek amacları milli kimliklerine sahip çıkmak ve korumak olan onbinlerce türk gümülcine türk gençler birliği önünde toplanarak hep bir ağızdan Batı trakyada türk vardır bunun ispatıda bizleriz mallarımıza el konulabilir hapislerde çürüye biliris ama türklüğümüzden asla vaz geçmeyiz diye haykırmıştı.Bu tarih batıtrakya türk azınlığı tarafından milli direniş günü olarak adlandırılmaktadır.

LOZAN ANLAŞMASININ GETİRDİĞİ STATÜ
Lozan barış anlaşmasının siyasi hükümler adını taşıyan birinci kısmının üçüncü faslı azınlıkların korunması adı altında türkiyedeki müslüman olmayan azınlıkların statüsünü belirleyen bir takım hükümler getirilmektedir 37.-44. maddelerini oluşturan bu hükümlerden sonra gelen ve faslın son maddesi olan 45. madde hükmüne göre türkiyenin müslüman olmayan azınlıklarına tanınmış olan haklar yunanistan ca da kendi ülkesine de bulunna müslüman azınlığı tanınmıştır.Böylece kabül edilen 45. madde ile lozanda azınlık koruma hükümleri batıtrakya türklerinin özel azınlık koruma rejimi olarak ortaya çıktı.Batıtrakya türklerini ilgilendirdiği biçimi ile (yani yunanistan yükümlükleri açısında)şöyle özetlene bilir.37. maddeye göre yunanistan bu hükümleri temel yasa olarak tanıyacak ve hiç bir yasa vb. metin ve resmi işlemi bunlarla çelişmesine izin vermeyecektir 38.maddeye göre hiç bir ayrım yapılmaksızın herkezin hayat ve özgürlüğü korunacak herkez dilini özgürce uygulaya bilecek dolaşım ve göç etme özgürlüğüne sahip olacaktır. 39.maddeye göre müslüman tüm medeni ve siyasal haklardan yararlanacaklar yasa önünde eşit olacaklar dil ayrılığı bu haklardan yararlanmada özellikle kamu hizmetine girmede ve yükseltilmede engel oluşturmayacaktır.Madde nin son iki fıkrasında bütün yunan vatandaşlarının çeşitli işlerinde istediği dili kullanmasına imkan verildiği gibi müslümanların mahkemelerde de kendi dillerini kullanabilmeleri için gerekli kolaylıkların sağlanması hükmünü getirmektedir.40. madde müslümanların giderlerini kendileri ödemek şartıyla her türlü hayır kurumu okul ve benzeri kurumları kurarak bunları yönetmek ve denetlemek hakkını güvence altına almakta buralarda kendi dillerini özgürce kullanmak ve dini törenlerini yapmak imkanını getirmektedir.41. maddeye göre müslümanların önemli oranda oturdukları yerlerde yunan yetkilileri müslüman cocuklarının ana dilinde öğrenim görebilmeleri için gerekli tetbirleri alacak bu azınlık bu tür yerlerde kamu bütçelerinden eğitim din yada hayır işleri için hakça birpay alma hakkına sahip olucaktır.42. madde hükmüne göre yunan hükümeti müslümanların aile hukukuyla ve kişi halleriyle ilgili durumlarını bu azınlığın gelenek ve göreneklerine uygun biçinde çözümlenmesini güvence altına almakta bunların dini müesseselerini tam bir koruma altına almanın yanı sıra vakıf ve dini kuruluşlarına her türlü kolaylığı sağlamayı ve bu nitelikte kurulacak yeni kurumlardan gerekli kolaylıkları esirgemeyi üslenmektedir.43. madde müslümanların inançlarına haykırı davranışta bulunmaya zorlanamayacağı bu inançlar yüzünden yasanın öngördüğü bir işlemi yeirne getirememeleri durumunda haklarını yitirmemeleri hükmünü getirmektedir. 44. maddeye göre yunanistanın yükümlediği hükümler uluslar arası nitelikte sayılarak milletler cemiyetinin güvencesi altına konmakta cemiyet konseyinin çoğunluk kararı olmadan değiştirilememekte.Konsey üyelerinde herhangi biri bu hükümleri aykırı davranış gördüğü zaman bunu konseyi dikkatine sunabilmekte konseyde bu konuda gerekli göreceği yönergeleri verebilmektedir. Bir anlaşmazlık durumunda uluslar arası dahimi adalet divanına gidilecek ve divanın hükmü kesin olacaktır. Daha öncede zikredildiği gibi yunan sevr`i olarak bilinen ve yunanistandanda ekalliyetlerin himaye sine dahir 10 ağustos 1920 tarihli anlaşma lozanda müttefik devletlerle (ingiltere,fıransa, italya,japonya) yunanistan arasında imzalanan 16 numaralı protokolle teyit edilip lozanla birlikte yürürlüğe girmesi sağlanıyor.Böylece batıtrakya türklerini hak ve hukuku lozanda 2 belge ile tespit edilmiştir bu belgelerden biri müttefik devletlerle birlikte türkiyeninde taraf olduğu azınlıkların himayesi başlıklı 37.-45. maddeler diğeride müttefiklerle yunanistan arasında imzalanan yunan sevr`ini geçerli kılan 16.numaralı protokoldu.Batıtrakya türkleri birncisinde yunanistanın baskıları karşısında statülerini korumada hak ve hukukunu aramada türkiyeye müracaadda bulunabileceklerdir. ikincisinde ise hak ve hukuk arama mücadelesini milletler topluluğunun devamı olan birleşmiş milletler bünyesinde sürdürebileceklerdir.

3/7/2008

BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİNİN MİLLİ MARŞI

BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİNİN MİLLİ MARŞI



Ey Batıtrakya`lı asil Türk çocuğu ne mutlu sana;
Sen hayat verdin kanınla milli kurtuluş savaşına;
Yüce kahramanlığın nakşedildi cihanın her yanına;
Selam duruyor milletler senin şu milli bayrağına.

Bastığın şu yerler senin şanlı şehitlerinle dolu;
Düşmanlar taciz edemez yüce kahramanların ruhunu;

Şanlı şehitlerin sarılmış kurtuluş bayrağına;
Bu ne ülvi şereftir gömülmek ecdad toprağına;
Yurtta hürriyetin,istiklalin rüzgarı esiyor;

Kahraman mücahitler şu pis esareti deviriyor;

Bu şanlı milli istiklal savaşından asla dönülmez!
Karşımıza çelik ordular da çıksa,bizi ürkütemez!

Biz; milli istiklal için Meriç`i,Karasu`yu aştık;
Bütün müstevlileri ezerek,yenerek hedefe ulaştık;
Balkan`larda şanlı bir cumhuriyet çığırını açtık;
İlk defa hürriyet fikrinin meş`alesini biz yaktık;

Bu bayrak dalgalanacak, cumhuriyet yaşayacak!
Karşımızdaki düşmanlar bizden ürküp kaçaçak!

Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız;
Şu steplerin kurd`u, arslan`ı göklerin kartalıyız;
Mücahitlerin hamlesi her zaman fırtınaları andırır;
Savaşta heybetimizin dehşetinden düşmanlar bayılır;

Batı Trakya cumhuriyeti yaşayacak, yaşayacak!
Terakkimizin karşısında milletler şaşıracak!

Ey şirin Batı Trakya!. İşte nihayet esaretten kurtuldun;
Ey düşmanlar!. Sanmayınki savaşlardan bu millet yorgun;
Cumhuriyetin yüce bayrağı her an bu yurtta dalgalanacak;
Şu bütün Batı Trakyalılar kıyamete kadar hür yaşayacak;


Batı Trakya Gen.Kur.Bşk. P.Kur.Bnb.
Sülayman ASKERİ
Dedeağaç,3 eylül 1913, Batı Tra

3/7/2008

BATI TRAKYA HARİTASI

http://www.millet.gr/harita.html
                                      TIKLA

10/6/2008

Eski Sözlükten Bir Alıntı :

Ekşi Sözlükten Bir Alıntı :

muacirlar goc ettikleri kendi memleketlerinde pek de sicak karsilanmamis insanlardir.yoklukla , insanlarin onyargilari ile ,yol ,yer ,is ogrenmeyle mucadele etmislerdir. okula gitmek zor olmustur cocuklari icin , "tito , tito " diye tempo tutulmustur artlarindan daha onlar alfabeyi ezberlerken ve 'tito ' kim bilmezken.

ilk kusaklar ve onlarin cocuklari cokca zorluk yasamistir.darmadaginik olan evlerini yeniden kurmak ve yeni geldikleri topraklarda saygin bir birey olabilmek icin.belki bu yuzden kazanmayi bildikleri kadar bilmezler para harcamasini.yokluktan korkarlar ,savastan korkarlar bu yuzden sikidir elleri hep yarin korkusu iclerinde.ama caliskandirlar , mucadelecidirler...

daha sonraki kusaklar muhacirlik nosyonunu kaybetti.burali oldular tamamen...sabah kahvaltilarinda yapilan borekleri anneanne nin evlerinde tattilar ,yokluk gormedi cogu cunku elleri siki cok caliskan aileleri vardi onlar para harcamayi ogrendiler keyifli yasamayi...ama arasira da olsa 'bizimkiler gocmen 'demekten vazgecmediler.iclerinde bir yerde hissettiler belki minik de olsa o farki etrafa bakip farkliliklarini fark ettikce sevdiler belki koklerini , ten renklerini , goz renklerini...

10/6/2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanağı

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı

21.6.1934 tarihinde yürürlüğe giren 2510 sayılı bu kanunla, Bulgaristan, Yugoslavya, Yunanistan, Romanya, Çin, Türkistan ve diğer ülkelerden iskânlı göçmen olarak gelen 182 571 aileden 714 605 nüfusun iskânları sağlanmıştır. Ayrıca, iskân yardımı almadan serbest göçmen niteliğinde gelen 258 032 aileden 932 922 nüfusun serbest göçmen muameleleri tamamlanmıştır. Yine, 2510 sayılı İskân Yasası kapsamında, yurt içinde göçebe hayatı yaşayan 1 071 aileyle birlikte, yerinde kalkındırma imkânı olmayan ve başka bir yerde iskânı gereken ormaniçi köylerden 256 ailenin iskânları sağlanırken, ülke güvenliğinin tehlikeye düştüğü dönemlerde de, bazı illerde çok sayıda aile ve nüfus, yurdun uygun bölgelerinde zorunlu iskâna tabi tutulmuşlardır.

10/6/2008

Balkan ve Batı Trakya Türklüğü

Balkan ve Batı Trakya Türklüğü

Ülkemizde milli eğitim, millilikten çıkıp, adeta küresel eğitim durumuna geldiği için, Balkan ve Batı Trakya Türkleri konusunda gençler fazla bilgili değil. Rum ve Yunan kültürünü öğreten milli eğitim müfredatı, Dış Türkleri kapsama alanına almıyor.

Bu yüzden Bulgaristan'dan, Arnavutluk'tan, Bosna'dan gelen Türklerin Bulgar, Arnavut veya Boşnak olduğunu sananlar az değil.

Türk olmayan kişi kendi memleketi dururken neden Türkiye'ye göçsün? Türkiye isviçre mi?

Balkan ve Batı Trakya göçmenleri hakkında bilgi vermek istiyorum. Balkan ve Batı Trakya Türkleri Osmanlının yükseliş ve genişleme döneminde Anadolu'dan oralara gönderilmiş Türklerin torunlarıdır.

Bundan başka bir bölümü hırıstiyan olan Peçenek ve Kuman Türkleri de bin yıldır Balkanlarda yaşamaktadır ve hala Türklüklerini korumaktadırlar. Balkanlardan şu anki Türkiye sınırlarına ilk göç (gerileme) 1. dünya savaşı ve balkan savaşları sırasında olmuştur. Yüzbinlerce Türk geri dönmüştür. Bunların arasında az sayıda Boşnak ve Arnavutta vardı. Fakat halk dilinde o göçmenlerin hepsine ''arnavut göçmeni'' ve ''boşnak göçmeni'' dendiği için günümüzde hala bu tanım kullanılmaktadır. Tıpkı karadenizlilerin hepsine ''laz'' denmesi gibi. Daha sonra Cumhuriyet kurulunca 1924 yılında nüfus mübadelesi ile Yunanistandan 500bin Türk Türkiyeye getirilmiştir. Bunların arasına katılan 200 yahudi ailesi (selanik dönmesi-sebatayist) haricinde bütün hepsi Türktü. Daha sonra 1960 lı yıllarda Üsküp ve Makedonya çevresinden bayağı bir Türk gelmiştir. Bunlarında hepsi Türktür. Aralarında başka halk yoktur. Genelde İstanbul Bayrampaşaya yerleşmişlerdir. Daha sonra 80 li ve 90 lı yıllarda Bulgaristandan göçmenler gelmiştir. Bunlarında büyük çoğunluğu Türk olmakla birlikte aralarına Türkçe konuşan bir gurup çingeneninde karıştığı ve Türkiyeye geldiği biliniyor. (örnek: Ciguli)

Yunanistandan , Kosova ve Prizenden de hemen her yıl Türkiyeye gelenler oluyor. (Örneğin Hakan Şükür, Ersun Yanal Prizen kasabasından gelen Türklerdir)

Velhasıl , Balkan ve Batı Trakya bölgesinden Türkiye'ye gelen göçmenleri yüzdeye vurursak gelenlerin %95-97 si Türktür.

Balkanlarda ve Batı Trakyada hala milyonu aşkın Türk yaşamaktadır.


Balkan Yarımadası’na ırksal açıdan kısaca bir bakış;


TÜRKLER: Balıkesir,Manisa,Aydın,Çanakkale,Karaman, Sivas,Konya,Adana illerimizde yaşayan Türkmenlerin bir kısmı,Balkanlara iskan edilmiştir.

İskan edilen Türkmenler şunlardır:

a.) Tanrıdağı(Karagöz) Türkmenleri
b.) Naldöken Türkmenleri
c.) Kocacık(Kocahamza,Kızıloğuz) Türkmenleri . Atatürk'ün de mensubu olduğu Türkmen oymağıdır.

Moldava dışında,Bulgaristan’ın Dobruca bölgesinde yaşayan Gagauz (Gökoğuz) Türkleri

Muhacir(Macır), hicret eden, göç eden manasına gelip, halk arasında özellikle Bulgaristan’dan, çıkış yerleri olan Anadolu’ya tekrar geri dönüş yapan Türkler için kullanılan bir tabirdir. En üstte ‘’TÜRKLER’’ başlığı ile belirttiğim Türkmenler’dirler.

Bulgarlar: Geçmişte Türk boyu olmalarına rağmen, Slavlar içinde asimile olmuşlardır. Şimdiki Bulgarların Türklükle ilgileri yoktur.


Pomaklar: Balkanlar’daki Slavların içinde evlilik yolu asimile olmuş ve Slavlaşmış Bulgarların, İslam dinini kabul edenlerine Pomak denir.

Arnavutlar(Alban): Ephir/İllirya adı verilen bölgede yaşayan Hint-Avrupa ırkına mensup halk.

Sırplar ve Karadağlılar: Slav asıllı halk. Ortodoks’turlar.

Hırvatlar: Slav asıllı halk.Katolik’tirler.

Slovenler: Slav ve Germen ırkı karışımı halk. Protestan’dırlar.

Yunanlar/Grek/Helen: MS 4.yy’da ırkları tamamı ile ortadan kalkan Pelaskların(veya;Pelaks), şimdiki Yunanlar arasında bir alaka yoktur. Yunanlar Dinar Yarımadası’na sonradan yerleşmiştir. Yunanların kendilerine mal ettiği medeniyet aslında Pelasklara aittir. Kısacası Yunanlar kültür hırsızıdır.

Makedonlar: Slav,Yunan karışımı bir etnik halktır.

Torbeşler: İslam dinini kabul etmiş Makedonlar.

Boşnaklar: İslam dinini kabul etmiş Slavlar. Daha önceleri Bogomil denilen bir mezhebe inandıkları için Ortodoks Sırplar tarafından dışlanmışlardır.

Romenler/Ulahlar: Latin ve Çingene karışımı bir halk.

Çingeneler/Roman: 1500’lü yıllarda,Avrupa’ya geldiler. Bir kısmı Balkanlara yerleşti. Hindistan kökenli Batak halkına mensupturlar.

Patriyotlar: İslam dinini kabul etmiş Yunanlar olduklarına dair iddialar var

ALINTI...http://demirtepe.net/forum/archive/index.php/thread-297.html


..................