--> MUHACİRİN SİTESİ"Bütün hakları saklıdır.İktibas edilen yazılar,resimler ve kopyalar uyarıldığında derhal silinir. Düzenleyen:M.H.



Bugün:
Ana Sayfa || E-Mail
>

***Balkan suyu içmişler***

SELAM OLSUN ECDADIMIN DOĞDUĞU TOPRAKLARA...GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN ,GELECEĞİNİ BİLEMEZ. Bizlerde atalarimiz Rumeli Turklerini daha iyi tanimak icin çıktığımız yolculukta sizleri de yanimizda gormekten mutlu olacağız... M.H.

15/12/2008

Papadopulos'un ardından

Papadopulos'un ardından
Hüseyin Macit Yusuf

'Ölünün arkasından konuşulmayacağı'inanışı önceki gün geberen Rum Yönetimi eski lideri Tasos Papadopulos için geçerli değildir.Yazacaklarımızı zaten bu eli kanlı katil yaşarken de yazmış, söyleyeceklerimizi de söylemiştik. Papadopulos malum Rum zihniyetinin tüm öğelerini taşıması ve bu zihniyete liderlik yapması açısından önemlidir ve her fırsatta gençlerimize iyice anlatılmalıdır. Malum Rum zihniyeti, Megali İdea'cı, Enosis'çi, Kıbrıs adasının Yunan adası yapılmasını öngören ve Türk'ün görüldüğü yerde yok edilmesini emreden unsurları ihtiva etmektedir. Eli kanlı diğer bir katil olan Rum lider Makarios'tan sonra en fanatik Türk düşmanı Papadopulos idi. Makarios onu manevi evladım diyerek yüreklendirmiş, makam sahibi yaparak, Kıbrıs Türkü'nün yok edilmesi planı olan Akritas Planı'nı Yorgacis ile birlikte hazırlanması görevini vermişti. Akritas Planı'nın kan emici vampir Papadopulos tarafından yazıldığını diğer bir Türk düşmanı Rum lider Kleridis, ki şu anda o da can çekişmektedir, şöyle anlatmaktadır: "Söz konusu çalışmanın yazım işinin büyük bölümünü Polikarpos Yorgacis'ten çok Tasos Papadopulos'un yaptığına inanıyorum. Yorgacis, o belgeyi hazırlayacak hukuki olanağa ve eğitim düzeyine sahip değildi. Ben, işin çoğunun Tasos Papadopulos tarafından yapıldığını değerlendiriyorum."
Eli kanlı Eoka'cı Papadopulos'un tüm geçmişi Türk düşmanlığı üzerine kurulmuştur. Klerides, yaptığı tarihi açıklamalarda Papadopulos'un maskesini defalarca düşürmüştür. Klerides, Kıbrıs'ta uzun yıllardır devam eden çoğu sorunun temelinde Tasos Papadopulos olduğunu kaleme aldığı anılarında ayrıntılarıyla ortaya koymuştur. Kleridis, Rum yönetimi eski lideri faşist Papadopulos'un Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman toplum olarak görmediğini, onlara klasik azınlık haklarından başka hak tanımayı asla kabul etmediğini belirterek, "Papadopulos, Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak görüyor" demiştir. Klerides, Papadopulos'un, 1964'te ABD Büyükelçiliği'ne giderek meşhur, "Türkler adaya çıkmaya kalkışırlarsa Kıbrıs'tan Türkleri temizlemek için 1 saat 45 dakikamız var" sözlerini söylediğini de birçok kez tekrarlamaktan çekinmemiştir.
Papadopulos köpeği -köpeklerden özür dilerim- 21 Aralık 1963'te Akritas Planı'nı ustası Makarios ve diğer Eoka'cı katillerle birlikte devreye sokarak cennet ada Kıbrıs'ı cehenneme çevirmiştir. O günden beri Kıbrıs Türkü huzur yüzü görmemiştir. Nesillerdir Rum'un yarattığı vahşetin doğurduğu olumsuzlukları üzerimizden atamadık. Rum katillerin sebep olduğu travma nedeniyle Kıbrıs'tan binlerce kardeşimiz göçe zorlanmıştır. Adada kalanların bugün dahi o vahşeti hatırladıkça kriz geçirdiklerini söylemek yanlış olmayacaktır. Kıbrıs Türkü 1963 saldırılarından sonra adanın yüzde üçünde insanlık dışı şartlarda, Anavatan Türkiye'den gelen kısıtlı yardımlarla ayakta durmuş ve ancak 1975'te özgürlüğüne kavuşabilmiştir. 1963-74 arası 11 yıl çekilenleri bir Kıbrıs Türkü bilir bir de Yüce Tanrımız. Mukavemetçi Kıbrıs Türkü Papadopulos gibi katillerin saldırılarına direnerek Türklüğünü, dinini, imanını ve namusunu korumasını bilmiştir. Bugün KKTC'de özgürlük içerisinde yaşamamızı sağlayan aziz Şehitlerimizi ve Kahraman Gazilerimizi de bu vesileyle saygıyla ve minnetle anıyorum.
Şehitlerimizin gazabından kurtulamayan çocuk katili Papadopulos gırtlak ve akciğer kanseri olarak acı çeke çeke gebermiştir. Papadopulos yaşadığı müddetçe prensipleri, ahlaki değerleri olmayan aşağılığın tekiydi.
Bu ahlaksız Papadopulos, Türkü yok etme planı olan Akritas Planı'nı birlikte hazırladıkları Yorgacis'in karısıyla, söz konusu planı hazırlarken, işi pişirmiş, Yorgacis öldürüldükten sonra da bu kadınla evlenmiştir. Papadopulos arkadaşının karısına göz koyacak kadar da namussuz ve şerefsizdi.
Papadopulos'un Sırp lider Miloseviç'in paralarını akladığı ve ABD'nin Kıbrıs eski Koordinatörü Thomas Weston'la, gizlice yakın dostluk ve ortaklık kurarak -diğer bir deyişle Weston'u satın alarak- ABD Hazine Bakanlığı'ndaki "kara para aklama" dosyasını sumen altı ettirdiği artık herkes tarafından bilinmektedir.
Papadopulos'un sahibi bulunduğu hukuk bürosu aracılığıyla daha birçok yolsuzluğa karıştığı bilinmektedir. Bu pisliğin Türk düşmanlığı ve ahlaksızlıkları bu köşemin sınırlarını oldukça aşmaktadır. Özetlemek gerekirse dünya bir pislikten kurtulmuştur. Eli kanlı ırkçı Türk düşmanı Papadopulos'u ve malum Rum zihniyetini gençlerimize her fırsatta anlatmamızda büyük fayda olacaktır.

30/11/2008

GİRİTLİ ORTADOKS KADINLAR

GİRİTLİ ORTADOKS KADINLAR
KİMLERİ HATIRLATIYOR?
 
 
 Bir değerli dostumun yolladığı geçmişten bir fotoğraf.....

 
 
Bunlar CHP'ye giren son çarşaflı kadın grubu değil. Bu bir posta kartı, 1900'lü yıllarda Girit'teki Ortodoks kadınlarını gösteriyor. yorumu size kalmış..
 
İşte size Girit'in kısa kayıp tarihi hakkında bilgi notu:
 
Girit, Osmanlılar devrinde Girit adası halkının önce bağımsızlık, sonra Yunanistan'a katılma amacıyla ayaklanması, bu yüzden doğan olaylara verilen addır.. Girit'in Rum asıllı halkı ilk olarak 1821'de Osmanlı yönetimine başkaldırdı. Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa bu ayaklanmayı bastırmakla görevlendirildi.

Yunanistan'ın Osmanlı devletinden ayrılarak bağımsızlık bir krallık oluşundan sonra Girit'te ikinci bir ayaklanma oldu. (1830), Mehmet Ali Paşa bunu da bastırdı (1831).
 
Görevini yapmadığını Mısır'daki davranışları ile bir kere daha göstermiştir... 
 
Ancak, adadaki milliyetçilik akımının gelişmesi ve Yunanistan'ın giriştiği yoğun propaganda sebebiyle Girit'te huzur bir türlü sağlanamadı. 1840 Londra Antlaşmasından sonra burasının yönetimi Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'dan alındı. Yunan mültecileri tarafından çıkartılan bir isyan da Mustafa Naili Paşa tarafından kolaylıkla bastırıldı (1841).
 
İsyan bastırılması Osmanlı usülü değil...İngiliz usülü olamalıydı.....ve  İngilizler o zülümlere,o soykırımlara, o caniliklere, o insanlık dışı davranışlara karşı hala İngiliz Milletler Camiasının hamisi  olarak devam edebiliyorlar....ne kadar enteresan değil mi?? 

En önemli ayaklanma 1866'da oldu. Asiler, Yunanistan'a katıldıklarını ilan ettiler. Osmanlılar bunu kabul etmediler. Sadrazan Ali Paşa işe el koydu. Sonunda üye çoğunluğunu Rumların teşkil ettiği bir meclisin kurulmasıyla ayaklanma bastırıldı. Daha sonra adanın Rum halkı çeşitli haklar istemeğe başladı. 1877-1878'de yapılan antlaşmalarla ada valisinin Rum, yardımcısının Türk olması, 80 üyelik meclise 50 Rum üyenin seçilmesi, resmi işlem ve yazışmaların hepsinde Rumca'nın kullanılması kabul edildi.
 
İşte size en büyük hata bugünlerde de bunu ülkemizde senaryoları uygulanıyor...

Girit meselesi 1897'de yeniden alevlendi. Yunan hükümeti ve Etniki Eterya cemiyetinin açık ve gizli kışkırtmaları sonucunda adada geniş bir çete faaliyeti başladı. Bu arada Yunanlılar Girit'e 1500 kişilik bir askeri kuvvet çıkardılar. İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya'nın desteğini kazanmak için her türlü yola başvurdular. Ancak Osmanlı hükümetinin iç işlerine yabancıların karıştırmamak konusundaki kararlı tutumu karşısında batılı devletler, Yunanlıların adadan kuvvetlerini çekmesi için donanmalarıyla Girit'i abluka altına aldılar.
 
Ezeli hamilikleri yakında kimlere yapacaklar göreceğiz... 

Yunan hükümeti bu ablukaya da aldırmayınca Ethem Paşa kumandasındaki Osmanlı Ordusu Makedonya, Alasonya üzerinden saldırıya geçerek Dömeke meydan savaşından Yunan ordusunu yenilgiye uğrattı, Atina'ya doğru ilerlemeye başladı. Ancak batılı devletlerin işe karışmaları sonucu bu harekat durduruldu.
 
Yılanın başını o zaman ezmek gerekirmiş....

Girit'te Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın korumasında bir yönetim kurularak Yunan kralının oğlu Georgios, komiser olarak tayin edildi. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra (1908) kurdurduğumuz Girit Meclisi Yunanistan'a katıldığını resmen ilan etti. 26 Temmuz 1909'da Rumlar Hanya kalesine Yunan bayrağını çektiler. 1911'de 25 Girit Rum milletvekili Yunan parlamentosu toplantılarına katılmak amacıyla Pire'ye doğru yola çıktılar. Fakat İngiliz donanmasına bağlı savaş gemileri bunu önleyerek Giritli milletvekillerini tutukladı.

Balkan savaşından sonra Londra ve Bükreş Antlaşmalarıyla Girit'in Yunanistan'a ilhakı Osmanlı devleti tarafından resmen kabul edildi, böylece Girit sorunu kapandı.
 
Ama , şimdi Kıbrıs'ta aynı oyun oynanıyor arkadaşlar....
 
saygılarımla...

 Mehmet İnal KOLBURAN


--
            ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
       Özkan BOSTANCI

1/6/2008

Karadenizde Pontus Devleti Kurma Çabaları

Karadenizde Pontus Devleti Kurma Çabaları

Türkiye toprakları üzerinde ilk Pontus örgütlenmesi, İnebolu'da, halkın Manastır adını verdiği bir tepede, Rum asıllı ABDli papaz olan Klematios tarafından gerçekleştirilmişti. Pontus Derneği ise, 1904 yılında Merzifon Amerikan Koleji'nde gizli olarak kurulmuş ve onu, 1908′de Samsun'daki Yasal Savunma ve daha sonra Kutsal Anadolu Rum Dernekleri izlemiştir. Böylece Pontus örgütlenmesi genişlemiş ve Batum'dan İnebolu'ya kadar olan bütün Karadeniz Bölgesi'nde bir çok şubeler açılmıştır. Rum-Pontus Derneği; Birinci Dünya Savaşı ve ardındaki yıllarda Karadeniz Bölgesi'nde bir çok etkinlikte bulunacak ve geniş çapta Türk soykırımına neden olacaktır. Yasal Savunma Derneği, bütün Anadolu'yu içine alan silahlanmış bir örgüt meydana getirmekle görevliydi. Bu derneğin Samsun Metropolithanesi'nde elde edilen tüzüğüne göre: Ünye, Fatsa, Kırşehir, Kavak, İnebolu, Havza, Çarşamba, Bafra, Sinop, Kayseri, Ürgüp ve Tokat'ta şubeleri vardı. Yaşı 20′nin üstünde olan her erkeğe silah dağıtılmıştı. Kutsal Anadolu Rum Derneği, bu derneğe para toplamak, örgüte girmeyen veya yardım etmeyenleri korkutmak ve yurt dışı ile haberleşmede bulunmak amacıyla kurulmuştu. 1908 Devrimi'nin hemen ardından Amasya Metropoliti Germanos tarafından ilk silahlı milis örgütü kurulmuştur. Pontus Derneği 1909 yılında Trabzon Metropoliti aracılığıyla Atina'daki Küçük Asya Derneği'nin yönetimi altına girmiş ve bu dernek, yayınladığı Pontus adlı bir kitapçık ile programını belirlemiştir.

                                                                                image00181.jpg 

Birinci Dünya Savaşı'na kadar Pontus-Rum Devleti'nin

24/12/2006

Geçmişten Geleceğe PONTUS

samsun01.blogcu.com/millimucadele/page2


..................