--> MUHACİRİN SİTESİ"Bütün hakları saklıdır.İktibas edilen yazılar,resimler ve kopyalar uyarıldığında derhal silinir. Düzenleyen:M.H.



Bugün:
Ana Sayfa || E-Mail
>

***Balkan suyu içmişler***

SELAM OLSUN ECDADIMIN DOĞDUĞU TOPRAKLARA...GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN ,GELECEĞİNİ BİLEMEZ. Bizlerde atalarimiz Rumeli Turklerini daha iyi tanimak icin çıktığımız yolculukta sizleri de yanimizda gormekten mutlu olacağız... M.H.

« Önceki |

26/10/2009

RUMELİ TURKLERİ KULTUR VE DAYANİSMA DERNEGİ MAKEDONYA CUMHURBASK

RUMELİ TURKLERİ KULTUR VE DAYANİSMA DERNEGİ MAKEDONYA CUMHURBASKANİ GJORGE İVANOV'U ISTANBUL'DA AGİRLADİ...

Makedonya Cumhurbaskani ekselanslari Gjorge İvanov, muhterem esleri Maya İvanova, Makedonya Hukumeti Devlet Bakani Hadi Nezir, Makedonya Disisleri Bakan Yardimcisi Zoran Petrov, TDP Genel Baskani ve Milletvekili Kenan Hasip, Makedonya'nin tek Turk Belediyesi Merkez Jupa Belediye Baskani Mazlum Hasan konuk ulkeden toplantiya katilan isimlerdendi.

17.10.2009 tarihinde Swiss Otel’de düzenlenen kokteyl ve tanışma toplantısını evsahibi sifatiyla Rumeli Turkleri Kultur ve Dayanisma Dernegi duzenledi. Genel Baskani Sadullah Sipahioglu, Onursal Genel Baskanimiz Kenan Sahinler, Kadinlar Komisyonu Baskani Mualla Eris yonetim kurulu uyelerinin yaninda merkezleri İstanbul'da bulunan Makedonya kokenli dernek baskanlari, yonetim kurulu uyeleri isadamlarindan olusan 80 kisilik bir heyet katildi.

Genel Baskan Sadullah Sipahioglu Sayin Cumhurbaskani ve beraberindeki heyete Hosgeldiniz dedikten sonra, yaptigi konusmada sunlari soyledi:

"Sayin Cumhurbaskani basta siz olmak uzere devletinizin temsilcileri, buyukelcilik ve İstanbul Konsoloslugunuza, bizlere sizi agirlama firsati verdikleri icin tesekkur ederim. Bizler Turkiye'de bulunan Makedonya kokenli dernek baskanlari ve yoneticileri, isadamlari ve buraya goc eden eski Makedonya vatandaslarini sizlerle tanismalari icin buraya davet ettik."

Toplantiya katilan heyet uyeleri tek tek kendilerini tanitarak sayin cumhurbaskanina hosgeldiniz dedikten sonra Sipahioglu dernegin tarihcesini ve faaliyetlerini anlatarak konusmasina devam etti:

" Ben, Sayin Abdullah Gul'un Cankaya Koskunde verdigi dun geceki davette yaptiginiz konusmadaki bir cumlenizi tekrarlayarak konusmama son vermek istiyorum. Halklarimiz arasindaki yakinlik, tarihi, kulturel, ekonomik ve de ozellikle insani baglar, dostlugumuzun temelini olusturmaktadir, dediniz. Ayni zamanda Makedonya'daki Turk toplulugu da iki ulke arasinda bir kopru olusturmaktadir. İnanin ki Rumeli Turkleri Kultur ve Dayanisma Dernegi de sadece kultur ve dayanisma alaninda bir dostluk koprusu olusturmaya devam edecektir, asla siyasi manada degil" diyerek mikrofonu konuk cumhurbaskanina birakti: Makedonya Cumhurbaskani Ekselanslari Gjorge İvanov ise yaptigi konusmada:

"TC'ye yaptigim ilk resmi ziyarette sizinle birlikte olmaktan seref duyuyorum. Gorusmelerimin iki ulke arasindaki dostlugun daha da derinlesmesine katkida bulunacagina dair olan inancim tamdir. TC. Makedonya Cumhuriyeti'nin kurulusundan beri en yakin dostu ve yardimcisi olmaya devam edecektir. Makedonya ile Turkiye arasinda saglik, egitim, ticaret vb. tum alanlarda isbirligi devam etmekte ve bircok Turk isadami Turkiye'ye gelmege devam etmektedir. Burada yaptigim temaslarda gordum ki, ulkemden Turkiye'ye goc eden vatandaslarimizin Makedonya'ya ilgileri hic azalmamis hatta daha da buyumustur. Buraya gelmeden iki gun once AB temsilcilerinden, AB'ye girebilmemiz icin muzakerelerin baslangicina dair bir tarih aldik. Bundan dolayi da sevincliyiz. 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren Makedonya vatandaslarina Avrupa ulkelerinde serbest dolasim hakki taninacaktir.

Siz degerli isadamlari daha once Makedonya'ya geldiginizde bir takim burokratik guclukler ve agir vergiler ile karsilasiyordunuz. Hukumetimiz bunlarin bircogunu kaldirmis ve siz isadamlarinin islerini kolaylastirmistir.

Gelmeden once gordum ki siz Turkiye vatandaslari en cok cifte vatandaslik sorunu ile ilgileniyorsunuz. Makedonya'dan gocmen olarak ciktiklari icin cifte vatandaslik icin muracaat edemiyorlar. Duyuyorum ki bu konuda bazi dosyalar Strasbourg İnsan Haklari Mahkemesi'ne kadar gitmis. Eger ki bu mahkemede bir takim kararlar alindigi takdirde, bizde bu kararlari uygulayacagiz.

Basbakan Tayyip Erdogan ile yapmis oldugumuz gorusmelerde, Makedonya'dan gelen gocmenler rahatca ulkemizi ziyaret etmek istemektedirler ki, TAV sirketinin Uskup havaalaninda yapacagi yatirimlarla bu daha da kolaylasacaktir.

Makedonya'da Osmanli doneminde yapilmis olan Turk tarihi eserlerini onarmak icin Turk Hukumeti elinden gelen destegi verecegine soz verdi. Kulturel mirasin onarilmasiyla ilgili olarak Mustafa Kemal Ataturk'un babasinin evinin onarimi da sozkonusudur. Bundan dolayi Merkez Jupa Belediye Baskani Mazlum Hasan'in heyetimde bulunmasi da benim sayemdedir. Evin onarimina baslanmistir. Biz bu ziyaretimizde sembolik olarak Ataturk'un babasinin evinden bir tasi getirip Anitkabir'e koyduk. Bu bir semboldur. Fakat bu sembol gosteriyor ki temeller saglamsa insaat da saglam olacaktir.

Ben buraya gelmeden evvel bitirilmemis bir girisim olan Uskup'te Turk Kultur Merkezi'nin acilmama sebebiyle ilgilendim. Kursunlu Han'in Turk Kultur Merkezi olarak acilmayisinin sebebini arastirdim. Gordum ki bu konuda calismalar hizlandirilmistir. Sayin Basbakan Erdogan, bana soz verdi. Kursunlu Han Turk Kultur Merkezi'nin acilisina bizzat ben gelecegim. Bu kultur merkezi Makedonya'dan goc edenlerin de ziyaret edecegi, orf adet ve geleneklerini ve tarihlerini cocuklarina gosterecekleri bir yer olacaktir.

Makedonya'dan Turkiye'ye gelen insanlarin basarisi ayni zamanda Makedonya'nin da basarisi demektir. Bu kultur ve isadamlarinin basarisi ve yatirimlari ayni zamanda bize de geridonusumu demektir. Ben hepinize saglikli ve basarili bir hayat temenni ediyorum." diyerek konusmasini tamamladi.

Sayin Cumhurbaskani İvanov, dernek baskanimiza gunun anisina bir plaket takdim etti. Genel Baskan Sadullah Sipahioglu ise konuk cumhurbaskanina Kutahya el isi yapilan cini bir tabak hediye etti. Kadinlar Komisyonu Baskani Mualla Eris hanimefendi, Makedonya Cumhurbaskaninin muhterem esi Maya İvanova hanimefendiye el isi ile hazirlanan bir sal hediye etti. Hediyeden fevkalade memnun kalan Maya Hanimefendi, sali hemen takarak memnuniyetini gosterdi.

Toplantidan sonra kokteyle gecildi ve Makedonya-Turkiye iliskileriyle ilgili sohbetler yapildi. İki ulke arasindaki ekonomik iliskiler konusunda yararli gorusmelerde bulunuldu...

59 yildir Turkiye ile Balkanlar arasinda, bir dostluk ve isbirligi koprusu olmaya devam eden Rumeli Turkleri Kultur ve Dayanisma Dernegi, bundan sonra da siz degerli uyelerinin ve dostlarinin sayesinde, bu yoldaki faaliyetlerini surdurmeye devam edecektir...

 

Diger fotograflar icin bkz.

http://www.rumelidernegi.org.tr/?sf=icerik&makaleid=1698&mad=Rumeli

26/10/2009

BALKAN kelimesinin anlamı

'Balkan '  kelimesi   ormanlık dağ anlamında   TÜRKÇE  bir  kelimedir.  Örnek  cümle :  'Evimizin arkası hep balkandı.' =   Evimizin  arkasında   ormanlık dağ vardı  .
    Ayrıca   ' Balkan  '   aynı zamanda   Türkmenistan ' da  bir  bölge  adıdır.Zaten  Bulgarların da  kökeni  bildiğiniz  gibi  Türkistan 'dır. Önderleri  Asparuh  adlı  komutandır.  Ne yazık ki sonradan slavlaşmışlardır.
--- On Fri, 10/23/09, behl l eny rek com> wrote:

From: behl l eny rek com>
Subject: Yan: www.prizrenliyiz.biz * BALKAN KELİMESİ ANLAMI
To: prizrenliler@yahoogroups.com
Date: Friday, October 23, 2009, 10:40 AM

 
Merhaba,
Etimolojik kökenini bilmemekle beraber "balkan" kelimesi Bulgarca bir kelime. Anlamı "dağ", "balkanlar" kelimesi de "dağlık" alan, bölge anlamına geliyor. Balkanlara ilk kez bu adı kimin verdiğini bilmiyorum, fakat çok muhtemel bu adı ilk defa Osmanlının gerileme dönemine girdiği ve yavaş yavaş Balkanlrdan çekilmeye aşladığı 1830'lardan sona diplomatlar arasında birdiplomatik dil olarak kullanmaya başlamışlardır.
 
Bulgarlar dağa "balkan", dağlara "balkani", dağlıya da "balkandjiya" diyorlar.
 
Benim bildiklerim bunlar. İnşallah size yardımım dokunmuştur.
 
Selamlar

30/8/2009

Son Mübadiller veda ederken..

Son Mübadiller veda ederken..PDFYazdıre-Posta
Akın Üner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 29 Ekim 2008 12:59
Geçtiğimiz hafta içinde, “bizi biz yapan” değerlerden birisi daha sessiz sedasız aramızdan ayrıldı. Birçoğumuzun, neyi kaybettiğimizden bile haberi olmadı.

Ayşe ARAL, tam doksan beş yaşındaydı. Dünyaya geldiği yıllarda “Avrupa Türkiyesi” henüz yeni kaybedilmişti. Osmanlı Devletinin Balkan harbini yitirmesinin üzerinden sadece birkaç ay geçmiş, bir zamanların aziz vatan toprakları olan Selanik, Üsküp, Manastır ve Kavala gibi vilayetler birer birer elden çıkmıştı.

Minik Ayşe Bebeğin doğduğu Olcak Köyü de kısa bir süre önce Bulgar askerlerince istila edilmiş, Rodop Dağlarında altı yüzyıldır püfür püfür esen özgürlük rüzgârları dinivermişti.

Ayşe’nin köyü, dimdik bir yamaca kurulmuştu. Evler sırtını kayalık bir ormana vermiş, yüzlerini de Rodopların nefes kesen manzarasına çevirmişti. Köyün bulunduğu yamaç öylesine dikti ki komşular birbirlerine taşlara oydukları merdivenli yollardan gidip geliyorlardı.

Ayşecik, henüz konuşmaya yeni başlamıştı ki Cihan Harbi patladı. Ölüm korkusu ve fakirlik yapışmıştı Sarışabanla Drama arasındaki dağ köylerine. Olcak’a bir gün Bulgarlar zulmediyordu, sonraki gün eşkıyalar… Tam eşkıyalar gitti diye sevinirlerken bu defa da Yunan askerleri dayanıveriyorlardı kapılarına…

Küçük Ayşe’nin mazlum ailesi, 1923’ün bahar aylarında öğrendi “mübadele” edileceklerini. Önce evlerini Anadolu’dan gelen Rum göçmenlere açmak zorunda kaldılar. Kışın keskin soğuğunda dilleri ve inançlarını hiç bilmedikleri yabancı bir aile ile korkunç bir sefaleti aylarca paylaştılar.

OLCAK’TAN ANDİRYA’YA

Sonra, bir sabah altı yüz yıllık vatanlarına bir daha görmemek üzere veda ettiler. Olcak’ı Karadeniz’den gelen yeni sahiplerine emanet edip bir vapura bindirildiler. Günler süren sıkıntılı bir yolculuktan sonra kendilerinden çok uzaklarda bir liman kenti olan Samsun’a vardılar.

Samsun’da da kendilerini sefalet, sıkıntı ve acılar bekliyordu. Kendilerine yerleşmeleri için, Olcak kadar olmasa bile dik bir yamaca kurulmuş eski bir Rum köyü olan Andrea gösterildi. Dilleri döndüğü kadarıyla buraya Andirya demeye başladılar. Neden sonra eskinin izlerini silmek isteyen devlet büyükleri, buranın adını “Antyeri” diye değiştirdi. Lakin hiçbirisi benimseyemedi bu yeni adı, “Antyeriliyim” demek zordu, onlar artık çoktan “Andiryalı” olmuşlardı.

Andiryalı küçük Ayşe, ailesiyle birlikte inşa ettikleri küçücük bir evi “yuva” haline dönüştürdü. Ailece tırnaklarıyla kazarak, yılın on iki ayı günde on altı saat tütüncülük yaparak, tasarruf etmeyi bir yaşam kuralı olarak kabullenerek yep yeni bir hayat kurdular.  Evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra da ailesinden edindiği temiz ahlakı ve terbiyeyi kendi çocuklarına öğretti. Eşiyle beraber kurduğu “ARAL” ailesinden pırıl pırıl evlatlar yetiştirdi.

Ayşe Aral geçen hafta öldü. Kendisinden sonra Andirya’da memleketten gelme kimse kalmamıştı. Andiryalı gençlere Olcak köyünü, Rodop Dağlarını ve kestane kokan Rumeli ormanlarını anlatacak bir tek canlı tanık bile yok artık…

AYŞE TETENİN VASİYETİ

Andiryalılar, Ayşe Tetemize canı gönülden helallik verdiler. Rahmetlinin küçük ama çok kibar bir vasiyeti vardı: Cenaze alayının, senelerce yaşadığı eski evinin yıkıntıları önünde durmasını ve hep beraber bir Elham okunmasını istemişti. Cenaze alayındakiler, bu vasiyeti de hüzünlenerek yaptılar.

Ayşe Tete’yi tıpkı doğduğu Olcak köyü gibi yamaçta kalan bir mezarlığa gömdüler. Yaşlı ve yorgun vücudu, Andiryanın serin ve yemyeşil mezarlığında derin bir uykuya daldı.

Samsun Mübadele Derneğinin kurucu üyelerinden olan ve Samsun’da avukatlık mesleğinin duayenlerinden birisi kabul edilen oğlu Kamil ARAL, mezarının üzerini çiçeklerle süsledi. Ayşe Tete’nin mezarına ekilen çiçekler, can suyunu evlatlarının göz pınarlarından süzülen yaşlardan aldılar.

Nur içinde uyu mübadillerin “Ayşe Annesi”… Gittiğin yerde “al topuklu beyaz kızlara”, “yüksek tepelere gelin giden” Rumeli güzeline ve “mezar taşlarını koyun sanan” Debreli Hasan’a selam götür bizlerden… Allah’a emanet ol güzel Anacığım…

30/8/2009

Rumeli'nin Fotoğrafları

30/8/2009

Rumeli

RumeliTaşına, toprağına, havasına, suyuna, düzüne, bayırına, ovasına, denizine, ormanına, kırına, kızına kızanına kurban olduğumun memleketi....

25/8/2009

kutlama

Yagmur yüklü bulutlar gibi gelerek bizleri Bereketiyle donatan Ramazan ayiniz tüm Prizrenlilere ve tüm Müslimin Cemaati’na Mübarek olsun

25/8/2009

Degerli grup okuyuculari,
Yaklasik 10gundur Florina,Demirhisar, Serfice, Karaferya, Kozani, Garebena, Kesriye, Farsala, Yenice-Vardar 'daki (kisaca Kuzey Yunanistanda)Osmanli eserleri envanteri calismasi yapmaktayim. Gecen sene ayni bolgede 46 gun kalmistim. Bu sefer eksiklikleri tamamlamak ve bazi yikilan yerleri tespit ediyorum. Uzulerek gormekteyimki, gecen sene ayakta olan bazi yapilar ve mezartaslari ortadan kaldirilmis durumda. Bu calisma 2 ayri kitap halinde sene sonuna kadar Turkce, Ingilizce ve Yunanca olarak yayimlanacak. Kimi gun cok fazla sayida yeni eser cikiyor, bazende hepsi yikilmis oluyor. Ancak, bugun gittigim Bektasi Tekkesi Ramazan ayina girdigimiz bu gece beni derinden etkiledi. Farsalon'da eski isimiyle Catalcada daglarin arasinda, icerisinde tertemiz sandukaların, postlarin bulundugu, asirlik selvilerin altinda yuzyillardir duran bektasi babalarinin mezarlariyla ormanlik bir tepede en yakin yerlesim yerinden 6km uzakta ve bir tepe uzerinde yukselmekte. Makedonya Kalkandelen (Tetovo) daki Bektasi Tekkesi en iyi korunan Bektasi tekkesi diye dusunmusumdur. Ama burasini gordukten sonra, fikrim tamamen degisti. Size ekte bir resminide gomderiyorum.Ramazana bu tekkedeki huzurla girmenizi dilerim.
 
Saygilarimla
Neval KONUK 

25/8/2009

bizden

Ramazan ayına çok şükür sağlıkla kavuşma imkanı bulabildik. Tüm hemşehrilerimizin ve

Müslüman aleminin Ramazanını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dileriz.

Allah tutacağınız oruçlarınızı ve yapacağınız ibadetlerinizi kabul etsin.

25/8/2009

Balkan Müslümanları Süleymaniye’de buluştu

Balkan Müslümanları Süleymaniye’de buluştu

24 AĞUSTOS 2009
MİLLİ GAZETE 

Türkiye'de yaşayan Balkan Müslümanları, 3 Temmuz 2009'da kurulan Balkan Müslümanlarıyla Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin tertiplemiş olduğu iftar daveti ile bir araya geldiler. Çeşitli sebepler ile Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya ve Sancak'tan Türkiye'ye göç etmek zorunda bırakılan Balkan Müslümanlarını bir araya getiren iftar, Ensar Vakfı'nın Süleymaniye'deki genel merkez binasında gerçekleşti.

  • Balkan Müslümanları Süleymaniye’de buluştu -

Bir alternatif ya da rakip değiliz

Balkanlara hizmet götüren kuruluşlar arasında en genci olan Balkan Müslümanlarıyla Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği kurucuları Yunus Torpil, Sami Çavuş, Gürkan Biçer, Mehmet Kansu, İlhan Geridönmez, Behlül Metin, Yılmaz Coşkun ve Rıza Abazoğlu adına Yunus Torpil kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasına hiçbir kardeş yardım kuruluşunun alternatifi ya da rakibi olmadıklarını ifade ederek başlayan Yunus Torpil, özellikle Arnavutluk'tan Türkiye'ye gelen öğrencilerin çok büyük bir bölümünün, Müslüman olduğunu bilmek ve Allah'a inanmak dışında, din ile bir bağlantısının kalmadığını gözlemledikleri için böyle bir dernek kurma ihtiyacı duyduklarını söyledi.
 
http://www.milligazete.com.tr/haber/balkan-muslumanlari-suleymaniyede-bulustu-136543.htm

25/8/2009

bize münhasır bir davranış

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Hisaraltı köyünde Ramazan ayında evde iftar yemeği yenmiyor.

Her akşam bir köylü, muhtarlığın yemekhanesinde bütün köylülere iftar veriyor.

Köy muhtarı Abdullah Okumuş, akşam namazına giderken yanlarına aldıkları sıcak ekmek, zeytin, peynir, pekmez ile cami odasında iftar açılmasıyla uygulamanın başladığını ifade ederek, "Gelenek 1940 yılına kadar devam etmiş. Daha sonraları köyün ileri gelenlerinin bütün köylüye iftar vermesi ile devam etmiş." diye konuştu.

Köyde 95'i erkek 189 kişinin yaşadığını anlatan Okumuş, Ramazan ayı geldiğinde iftar verecek köylünün muhtardan sıra aldığını kaydetti.

"Gelenek haline gelen iftar verme âdeti, bizlere ve çocuklarımıza paylaşmayı öğretti." diyen Cevat Yıldırım (50) isimli köylü de, "Kendimi bildim bileli bu güzel adet yaşanıyor. Ayrıca çevre köylerde böyle bir adet yok. Bize mahsus olan ve gelenekselleşmiş, bu âdeti bizden sonraki nesillere miras olarak bırakmak istiyoruz." şeklinde konuştu.

İlçeye 7 kilometre uzaklıktaki 60 hanelik köyün, 1893 yılında Balkanlar'dan göçen Türklerin bir kısmının yerleşmesiyle kurulduğu belirtildi. (CİHAN)


..................